Merhaba kardeşim.
Yazdıklarının büyük kısmını okurken kendimi gördüm. Benim de çocukluğum ve gençliğim aşağı yukarı böyle geçti, belki bazı konularda daha ağırdı, bazı konularda daha hafifti.
8 yaşımda yaz tatilinde mahalle bakkalına verildim. 9-10 yaşlarında kadın kuaförüne "meslek öğrensin" diye yollandım. 12 yaşımdan sonra yaz tatillerinde, hatta okul döneminde bile dershaneden çıkıp restoran, otel ve yemek şirketlerinde çalıştırıldım. Futbol kulübüne bile gönderdiler. Sürekli biri bir şey öneriyor, ailem de "büyükler daha iyi bilir" diye onların dediklerini yapıyordu.
Babam da kendi çocukluğunda şiddet görmüş biri olduğu için beni çok döverdi. Sonra gönlümü almak için bisiklet falan alırdı. O zamanlar bunun normal olduğunu sanıyordum.
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: Annemle babam kötü insanlar değildi. Beni seviyorlardı ama nasıl yol göstereceklerini bilmiyorlardı. Kendi doğrularını, başkalarının tavsiyelerini bana dayatıyorlardı. Bu da beni çok yıprattı.
22 yaşından sonra artık kendi kararlarımı almaya başladım. Saygılı oldum ama gerektiğinde "Hayır, bunu ben böyle yapacağım." demeyi öğrendim. Kendi ayaklarımın üzerinde durdukça ailem de bana güvenmeye başladı. 24-25 yaşıma geldiğimde bu kez bana danışır oldular. Şu an annem ve babam en yakın arkadaşlarım.
Sende de kendimden parçalar görüyorum. Ama senin yaşadığın bazı şeyler gerçekten daha ağır. Özellikle kendi kazandığın paranın senden habersiz harcanması, hayallerinin sürekli ertelenmesi ve sürekli küçümsenmen insanın içinde derin yaralar bırakır. Bunlara üzülmen veya öfkelenmen anlaşılır bir durum.
Yine de sana söylemek istediğim bir şey var: Hayatının geri kalanını ailene kızarak geçirme. Çünkü bunun en büyük zararını yine sen görürsün. Onların yaptığı hatalar senin geleceğini belirlemek zorunda değil.
Yazılım ve reklamcılıkla ilgilendiğini söylemişsin. Bunlar bugün gerçekten değerli alanlar. Eğer bu işlerde iyisen, bunu kimsenin elinden alamaz. Kendini geliştir, para kazan, kendi düzenini kur. İnsanlar laftan çok sonucu görünce fikir değiştiriyor.
Bir de sana şunu söylemek isterim. "3-4 yıl sonra böyle giderse kafama sıkarım." demişsin. Bunu okuyunca gerçekten üzüldüm. Sakın ailenin hatalarının bedelini kendine ödetme. Senin hayatın sadece ailenden ibaret değil. Önünde onlarca yıl var. Belki bugün her şey kötü geliyor ama birkaç yıl sonra bambaşka bir şehirde, bambaşka insanlarla, kendi kurduğun hayatı yaşıyor olabilirsin.
Şunu hiç unutma: Anne babalar her zaman en doğrusunu bilmezler. Çoğu zaman doğruyu bildiklerini sanırlar. Sen de kendini onlara kanıtlamaya çalış ama bunu onları memnun etmek için değil, kendi hayatını kurmak için yap.
Ve son olarak, sanal kumara sığındığını yazmışsın. İnan bana, o sadece kısa süreliğine acıyı unutturur ama sonunda daha büyük dertler bırakır. Senin gibi emek verip kendini geliştirebilen biri, şans oyunlarına değil kendi yeteneğine yatırım yaparsa çok daha güçlü bir hayat kurar.
Kendine bir şans daha ver. Bugün yaşadıkların, hayatının geri kalanını belirlemek zorunda değil.