Arkadaşın derdi ezanla değil, Diyanet'in bile 'Kısın, insanları rahatsız etmeyin' diye resmi genelge yayınladığı aşırı desibel ve kötü sesle. Diyanet'in kurallarına uymayan bir hocayı savunmak dindarlık değildir.


Hadis-i Şerif: Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, nefret ettirmeyiniz. (Buhârî, İlim 11)
O apartmanda bebek var, işten gelmiş işçi var. 'Ezan sesidir, katlanacaksınız' demek İslam'ın kul hakkı hukukunu hiç bilmemektir. İslam kimseye zorla eziyet etme dini değildir.
Yorum yapanlar açsın da arkadaşın bahsettiği vakit makamlarını okusun. Ezan bir gürültü yarışı değil, bir sanat ve davettir. Eskiden ezan okuyacak müezzinler musikiden tasavvufa kadar eğitim alırdı ki dinleyen hayran kalsın. Şimdiki gibi hoparlörün sesini sonuna kadar açıp detone bağırarak ezanın o asil ruhunu zedeleyenlere karşı çıkmak asıl dindarlıktır.
Burada 'rahatsız oluyorsan taşın' diyenler, İslam'ın ne komşuluk hukukundan ne de kul hakkından haberdar. Arkadaşın derdi ezanla değil; Diyanet’in bile genelgelerle yasakladığı, insan kulağına ve psikolojisine zarar veren aşırı yüksek desibel ve kötü yönetimle.
Telefonuna bir desibel ölçer uygulama indir. Ezan okunurken balkonda video kaydı başlat. Videoda hem dışarıdaki sesi, hem telefon ekranındaki desibel değerini net şekilde kaydet. Bu video kaydını ekleyerek CİMER'e başvur. Ölçüm değerleri ve video ektedir. Yasal sınırların üzerindedir gibisinden bir şeyler yaz. Apartmandan 3-4 kişi toplanıp İlçe Müftüsü ile bizzat görüşmeye gidin ve durumu kibarca ama kararlıca anlatın. Genelde bizzat gidildiğinde hocaya kesin talimat gidiyor.
Bu arada sözde Müslüman arkadaşlar bu yazıyı yazan "ben" farklı inanca sahibim.