Ahiret inancı, bir toplumun huzur içinde ve bir aile gibi yaşayabilmesinin en temel şartıdır. Bu inanç olmadığında dürüstlük ve fedakarlık biter; yerini menfaat, sahtekarlık, rüşvet ve kaos alır. İnançsız bir toplumda güçlüler zayıflara zulmeder, gençler zararlı alışkanlıklara kayar ve yaşlılar çaresizliğe gömülür. Ahiret inancı ise çocuklara cenneti müjdeleyerek onlara güzel ahlak ve disiplin kazandırır. Gençleri cehennem azabıyla uyararak zararlı ve taşkın bir hayattan korur. Güçlü ve zalim insanlara ilahi hesap gününü hatırlatarak onları adalete boyun eğdirir. Yaşlılara ölümden sonra ebedi bir gençlik ve mutluluk vadederek hüzünlerini sevince dönüştürür. Ahiret inancı, dünyada barışı, dürüstlüğü ve toplumsal düzeni sağlayan en güçlü ahlak kaynağıdır.