Sahi, neydi yaşamak?
Eskiden yaşamak; bir avuç samimiyeti, bir ömürlük sadakatle takas etmekti. Dostluklar, bir fincan kahvenin kırk yıllık hatırına kurban edilmez; o hatırın gölgesinde serinlenirdi. Arkadaşlık dediğin, birinin eksikliğini diğeriyle tamamladığın, mühürsüz ama sarsılmaz bir akitti. Birinin gözlerine baktığında, orada kendi yansımanı değil, güvenin en saf halini görürdün. Şimdi ise dostluklar, menfaat terazisinde tartılan, tartıda hafif gelince ilk fırtınada terk edilen birer liman bozuntusu. İnsanlar artık birbirinin ruhuna misafir olmuyor, sadece ihtiyacı kadarını alıp kapıyı çekip gidiyor.
İlişkiler mi? Bir zamanlar sevda, ulaşılmaz olanın kutsiyetiydi. Bir mektubun gelmesini haftalarca beklemek, o bekleyişin her saniyesini sabırla dokumaktı. Aşk, bir tenin sıcaklığına değil, bir ruhun asaletine teslim olmaktı. Şimdiki sevdalar ise birer "hızlı tüketim" malzemesi. Kalpler artık birer borsa kağıdı gibi; değeri bir mesajla yükseliyor, bir sessizlikle dibe vuruyor. Kimse kimsenin derinliğine inmeye cesaret edemiyor, herkes yüzeydeki parıltının peşinde. Sadakat, artık bir erdem değil, "daha iyisini bulana kadar süren bir mola" haline geldi.
Yaşamak; çocukken dizindeki kanı görüp ağlamak, büyüyünce ise içindeki o dilsiz kanamayı kimseye göstermeden yürüyebilmekmiş. Bir zamanlar gökyüzünü bir mucize sanırdık, şimdi ise başımız o küçücük ekranların karanlık boşluğuna gömülü. Meğer yaşamak, biriktirdiğin eşyaların çokluğu değil, paylaştığın sessizliğin huzuruymuş. Şimdi dön bak çevrene; paylaşacak sessizliği olan, kelimelere ihtiyaç duymadan seni anlayan kaç ruh kaldı?
Yaşamak; her şeye rağmen "insan" kalabilmek, ihanetin en keskin olduğu anda bile "vefa" diye direnmek ve son nefeste "iyi ki dürüst kaldım" diyebilmekmiş. Biz bu hayatın hangi virajında kaybolduk da, şimdi sahte pırıltıların altında kendi gölgemizi arıyoruz?
Eskiler "can" derdi, birbirine can olurdu. Biz "ben" dedik, birbirimize yabancı olduk. Yaşamak, o "can" kelimesinin içine sığdırdığın koca bir dünyaydı. Şimdi ise o koca dünya, sadece bir "ben" kelimesinin bencilliğinde can çekişiyor.