Yazdıklarını okuduğumda, siyasi analiz yapmak yerine bir kahvehane dedikodusu derlemesi yaptığını görüyorum. İsimleri "Özgür İmamoğlu" diye birleştirerek komik olduğunu sanman, aslında tartışmayı baştan ciddiyetsiz bir zemine çektiğinin en büyük kanıtı. Ancak madem bazı iddialar ortaya attın, gel bunları sadece siyaset bilimi, hukuk ve temel matematik ile çürütelim.
1. Parti İçi Demokrasi ve Mahkeme Süreçleri
CHP kurultayının iptali için üç kişinin mahkemeye başvurmasını "büyük bir kriz" veya "ihanet" olarak sunmuşsun.
- Demokrasi İşleyişi: Bir siyasi partide üyelerin kurultay sonuçlarını veya alınan kararları yargıya taşıyabilmesi, o partide diktatörlük olmadığının, aksine hukukun ve parti içi muhalefet hakkının çalıştığının göstergesidir.
- Kıyaslama: Liderin karşısına rakip bile çıkılamayan, çıkanın anında aforoz edildiği veya "affını istediği" tek adam yapılarında böyle mahkeme süreçleri göremezsin; çünkü itiraz mekanizması felç edilmiştir. CHP'lilerin hukuki haklarını araması partinin karışık olduğunu değil, biat kültürüne teslim olmadığını gösterir.
2. Kılıçdaroğlu Kötüyse Niye Aday Yaptınız, İyiyse Niye Gönderdiniz?
Bu argüman, siyasetin doğasını hiç anlamadığını gösteriyor. Şıkları sıralamışsın, ben sana doğru olan ve senin şıklarında olmayan cevabı vereyim: Siyasi İttifak ve Sorumluluk.
- Adaylık Süreci: Altılı Masa, farklı ideolojileri bir araya getirerek bir sistem değişikliği (Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem) hedefledi. Kılıçdaroğlu, bu farklı grupları bir arada tutabilecek en uygun "uzlaşı" adayı olarak görüldü.
- Faturanın Kesilmesi: Seçim kaybedildiğinde faturanın genel başkana kesilmesi ve liderin demokratik bir kurultayla değiştirilmesi bir "kalleşlik" veya "ergen kavgası" değil; gelişmiş demokrasilerde olması gereken siyasi hesap verebilirliktir. Seçimleri defalarca kaybedip koltuğa yapışanların "kral" ilan edildiği bir kültürden geldiğin için, lider değişimini ihanet olarak algılaman normal.
3. Lütfü Savaş ve Siyasi Dinamikler
Lütfü Savaş'a iki dönem güvenilip üçüncü dönemde eleştirilmesini "sınıfta kalmak" olarak nitelendirmişsin.
- Siyaset statik değil, dinamiktir. Bir belediye başkanı iki dönem başarılı/popüler olabilir, ancak değişen sosyolojik dengeler, deprem sürecindeki kriz yönetimi veya söylem farklılıkları nedeniyle partisiyle ters düşebilir.
- Dün doğru olanı bugün eleştirmek çelişki değil, güncel duruma reaksiyon göstermektir. İhraç mekanizması da tam olarak parti disiplinine uymayanlar için vardır.
4. İmamoğlu'nun "Emeği" ve Geçmişi
Ekrem İmamoğlu'nun ANAP geçmişini bir kusur gibi sunmuşsun.
- Siyasi Genişleme: Siyasi partiler iktidar olabilmek için sadece kendi kemik seçmenine değil, merkez sağa, milliyetçilere ve muhafazakarlara da ulaşmak zorundadır. İmamoğlu tam da bu yüzden geniş kitlelere hitap edebilmiştir.
- Eğer siyasi geçmiş değiştirmek bir "emek hırsızlığı" veya "suç" ise; Milli Görüş gömleğini çıkarıp BOP eşbaşkanlığına geçenleri, düne kadar birbirine en ağır hakaretleri edip bugün aynı ittifakta kol kola girenleri nereye koyacağız?
5. Enflasyon Gerçeği ve "Dövlet Bahmiyi" Meselesi
Metnindeki en büyük cehalet bütçe kıyaslamasında yatıyor. İBB'nin merkezi bütçe payının AKP döneminde 14 Milyar TL, İmamoğlu döneminde 21 Milyar TL olduğunu söyleyip "bakın artmış" demişsin.
- Ekonomik Gerçeklik: 14 Milyar TL'nin olduğu dönemdeki Dolar kuru ile bugünkü Dolar kurunu hiç karşılaştırdın mı? O dönem 14 Milyar TL ile kaç kilometre metro yapılıyordu, bugün 21 Milyar TL ile o metronun ne kadarı yapılabiliyor?
- Yüzde 100'leri aşan gerçek enflasyonun olduğu bir ülkede, bütçenin TL bazında artmış görünmesini "hükümet daha çok para veriyor" diye yorumlamak için temel matematikten ve ekonomi biliminden tamamen bihaber olmak gerekir.
6. Rüşvet İddiaları ve Hukukun Silah Olarak Kullanılması
Ortaya dökülen iddiaları (Böcek ailesi, saat, vb.) kesinleşmiş mahkeme kararı gibi sunuyorsun.
- Bir ülkede yargı bağımsızsa, iddialar araştırılır ve suçlu cezasını çeker. Ancak Türkiye'de yargının siyasi rakipleri ekarte etmek için bir "sopa" olarak kullanıldığı, "ahmak" davası gibi trajikomik süreçlerle tüm dünyanın malumudur.
- İmamoğlu'nun yargıya güvenmemesi şımarıklık değil, bizzat yargının siyasallaşmasının sonucudur. Erken adaylık açıklaması da bir "kalkan" değil, halkın iradesini yargı yoluyla gasp etmeye çalışanlara karşı demokratik bir duruştur.
7. Manda Yoğurdu ve Pavyon Kıyaslaması
Son olarak vizyonunu özetleyen o meşhur yoğurt meselesine gelelim.
- Eleştirinin Temeli: Manda yoğurdu eleştirisi, yoğurdun fiyatıyla ilgili değildir. Asgari ücretlinin pazardan çürük sebze topladığı, çocukların okula aç gittiği bir ekonomik krizde; ülkeyi yöneten en üst makamın yatmadan önce "manda yoğurdu, Medine hurması, kestane balı ve yulaf ezmesi" karışımı tavsiye etmesindeki gerçeklikten ve halktan kopukluktur.
- Bir siyasetçinin kendi kazancıyla ne içtiği (puro vb.) başka bir şeydir; halkın vergileriyle saraylarda yaşayıp, açlık sınırındaki millete lüks diyet reçeteleri vermek bambaşka bir şeydir.
Özetle; Siyaset iddialarla, çarpıtmalarla ve dedikodularla değil, vizyonla, ekonomiyle ve liyakatle yapılır. Başkalarına "koyun" veya "cahil" denmesine bu kadar içerleyip, kendi yazdığın metinde baştan aşağı varsayımlara ve algı operasyonlarına yaslanman en büyük ironidir. Biraz daha somut veri ve ekonomi okumanı tavsiye ederim.
Öncelikle diğerleri gibi "bununla ticaret yapmayın" "trol" salyalı sahipli (kendi sahipli olduğu için beni de öyle zannetmiş olmalı) vs vs gibi sırf gorusunden dolayı bırını dusman ilan etmediğiniz ve
ADAM GİBİ karşı fikrinizi söyleyip bu kadar uzun yazıda hakaret etmediğiniz için teşekkür ederim. Yani şu yorumu görünce hepsini toplasam bir siz etmezsiniz ve sonuna kadar saygı duyar baştacı ederim. Farklı görüşte olabilir hatta bana göre yanlışta da olabilirsiniz buna da saygı duyarım düşmanım değilsiniz.
Kısaca bende sizi çürütmeye çalışayım hocam.
1- Demokrasi demişsiniz: Kaç CHP'li ihraç edildi farklı ses çıkardığı için. Eski bakanlardan vekillere kadar. Türkiye'de AKP, MHP, CHP ve diğer tüm partilerde dahil, hiçbir partide iç demokrasi kesinlikle yok. Bakın sadece CHP demiyorum hiçbirinde yok. Ama CHP'de de kesinlikle yok.
2- Lider değişimini ben ihanet olarak algılamıyorum. Bakın Kemal beyde CHP'li. Ve arkasında tabanın en az fazla demiyeyim ama %30 desteği var. Yetkili mercilerde yaptığı soruşturma neticesinde bir karar vermiş. Düne kadar göklere sığmayan insan şimdi AKPli olmuş öyle diyorlar. Durur birkaç yıl kurultaya gider ve istenmıyorsa zaten seçilir. İttifak diyorsunuz. Madem bu adam beceriksizdi hain vs idi 12 13 seçim neden dayatıldı? AKPli idi madem AKPli birine neden oy istendi. Hadi hata dıyelım. 25 yıldır aynı hatayı yapanlara (ki tek bir akılda değil neredeyse tüm muhalefet partileri) ben neden oy vereyim? Yani iktidara laf söylensin siyasetin doğasıdır. Ama kendi içlerinde olan birine ki hala kendi içlerinde CHP'den istifa etmemiş başka partiye gitmemiş birine sırf koltuk için CHP'lilere onca hakareti edin bu ordu milletvekili vardı bizden giden onun kadar değer vermez mi insanlar? Burada kendi de sırtından vurulduğuınu söylüyor. Baba dede dedikleri insanı sırtından vuranlara ben nıye guveneyım?
3- Buna katılırım. Ancak benim oradaki ana temam, bu kurultayın şaibeli olduğunu söyleyerek şikayet edenlerin CHPli olduklarını anlatmaktı. Ki bu şikayetçiler dışında kaç delege ve ilçe başkanı, nerede nasıl delege oylarının sakata uğratıldığını açıkladı. Özgür Özel ile arası iyi olan Uşak belediye başkanı da en son bu yönde beyan verdi. Şimdi hadi ekrem ve özgür sütten çıkma ak kaşık olsun diğerleri kendini kurtarmak için hain olsun. Bir partide sizce gerçekten bu kadar hain olur mu? Hep mi ekrem ve özgür haklı? Güven sadece 1-2 konu ile sağlanacak veya kaybedilecek bir şey değildir. Ekrem davası, Uşak ve Antalya belediyelerinin davaları, Kemal beyın açıklamaları, Akşenir'in bu yönde açıklamaları, CHPli bircok emekcı vekil, bakan, il başkanı belediye başkanının açıklamaları, Özgürün her fırsatta ülkeyi dışarıya şikayet edip medet umması, Balıklar ürküyor gibi komik bir açıklama yapması, bu ülkeye karşı samimi iyi niyetli duygular içerisinde olmadığı kanaatini ve tüm bu diğer iddiaları kuvvetlendiriyor.
4- Burada da yine katılırım ancak şer düşerim. Oradaki asıl demek istediğim de partideki çocukluktan beri emekçi olan insanlar hep mi kötü bir ekrem mi duzgun? Yani ekremin karşısında olan herkes kötü yahu hocam 1 tanesi iyi olmaz mı bunların? Ama parrtide zerre emeği olmayan ekrem 1 nolu chpli. Bu olanlara bakınca 1. maddede dediğiniz demokrasi nerede kaldı? Ekreme yarın özgür özel laf desin vallahi billahi çoğunluk ekrem iyi özgür kötü der. Bunlara baktığımda (ve yine birçok chplinin iddialarına baktığımda) bu söylemimin de kuvvetli olduğunu düşünmekteyim.
5- Burada da zaten ben artması gerektiğini demişim. 21 milyarlık ne yaptı ekrem imamoğlu istanbul'da? Ki daha belediyenin tonla kendi geliri de var.
6- Hocam, orada Özgür almadım demiyor. Çakma saat diye küçümsüyor

bir nevi alanda verende itiraf etmiş oluyor. İmamoğlu olayında neyin duruşu Allah aşkına? O zaman tüm partiler duruş sergilemek için adayını erkenden açıklasın

Cumhurun adayı bariz bellidir. Ki zaten yıllardır iktidarda olan sonuna kadar yıpratılmaya çalışılan biridir. Hangi akıllı gidip adayını bir önceki seçimden hemen sonra gidip açıklar? Erdoğan hiç gitmeyecek mi? Tek imamoğlu mu vardı rakibi? O kadar iddia var ve dediğiniz gibi zaten yargı araştırıyor. Orası siyasi arena mı mahkeme tokadı çarpınca anlar oranın şov yeri olmadığını. Siyaset meydanlarda yapsın mahkemeye çıkan kendini akmaya çalışır. Kendini aklamak yerine şov yaparsa ve hakkında kuvvetli şüphe varsa bakın delil bile demiyorum "kuvvetli şüphe" dahi varsa mahkeme yasalara+kanaatini de ortaya koyarak belirli bir ceza verir.
Mahkeme; Sen iş yerinden şunu çalmışsın,
Şüpheli: Bu devran döner sizde yargılanırsınız.
Ne alakası var şimdi? Sen mahkemeye kendını akladın ona rağmen ceza verdiyse o zaman bunu deme hakkın vardır.
Ki dünyanın en adi insanı olsun kim olursa olsun tüm samimiyetimle diyorum, hiçbir insan haksızlığa uğrasında istemem. Hakkı ne ise o olsun iyi veya kötü.
7- Burada aksamları yedıgını halkın vergılerı ıle yedığını nereden bılıyorsunuz? Bu varsayım üzerinden kesin konuşmak iftira değil mi? Öyle bir usul varsa da kendi vicdani kanaatine göre yiyebilirde değil mi? Halktan kopukluk demişsiniz.
Asıl halktan kopukluk, manda yoğurdunu lüks zannetmektir. Toplumdan kopukluktur. Pahalı bir şey zannetmek veya art niyetle öyle göstermek ise başka şekillerde tanımlanabilir.
Sizde benim gibi uzunca yazmışsınız ancak kusura bakmayın altını çok dolduramamışsınız. Özgür özel gelse, ülke Allah korusun çok daha beter durumda olsa gerçekten yemeyecek mi? O saraylarda oturmayacak mı?
Saray Saray dediğinizi de söyleyeyim. Bin bilmem kaç odasında Erdoğan her gece ayrı bir odasında kalmıyor sanırım bazıları öyle zannediyor. Muhalif medyada dahil gezdi her yeri. O bin küsür oda dedikleri devletin bürokratlarına ayrılmış odalardır. Vs vs de vardır. İkametgah ayrı bırseydır elbette lükstür ben olabildiğimce dürüstce cevap verıyorum. Siz ve diğer yorum yapanlarda verir umarım. Şuan devletin başında kim olursa olsun o lüksü yaşıyor yaşayacak geçmişte de çoğu yaşadı. Bu ülkenin acı gerçeklerinden biri de bu maalesef. KiMSE yok benim desteklediğim yaşamaz yapmaz derse kendini kandırır.
O dönemler ekonomi biraz daha iyiydı yapıldı.
Yapılmasaydı daha mı ıyıydı evet daha ıyıydı.
Bazıları gibi ben her şeyi topyekun kabul etmiyor veya karşı çıkmıyorum. Ancak şuan mevcut tabloda samimi gördüğüm muhalefetteki tek kişi ve yapabileceğine inandıklarımdan biri Yavuz AĞIRALİOĞLU'dur. AKP li asla değilim. Bugün Erdoğan, Hakan Fidan hadi belki 1-2 isim daha sayabilirim onun dışında AKP'yi sevmem ve hatta samimi şekilde gıcıkta olurum. Erdoğan, Hakan Fidan, belki aday çıkarsa 1-2 isim olmazsa tercihim Anahtar Parti olur.
Ancak kesinlikle hiçbir şeyi becereceklerini düşünmediğim Musavvat, CHP'nin şuan sivrilen isimleri, Diğer muhalefet liderleri olmazdı.
Tekrardan uzunca yazıp uslubunuzu bozmadığınız için teşekkür edeirm.