Türkiye’de escrow (emanet ödeme) sistemi kurmak aslında yazılım geliştirmekten çok, işin yasal ve finans tarafını yönetebilme işi gibi görünüyor. İlk başta mantık basit geliyor: Alıcı parayı gönderiyor, sistem parayı tutuyor, işlem tamamlanınca satıcıya aktarıyor. Ama işin içine “başkasının parasını geçici olarak tutma” konusu girince olay direkt regülasyon tarafına kayabiliyor.

Buradaki en büyük zorluklardan biri yasal süreçler. Çünkü bu model bazı durumlarda ödeme hizmeti kapsamında değerlendirilebiliyor. Dolayısıyla TCMB mevzuatına, MASAK kurallarına, müşteri doğrulama süreçlerine (KYC) ve kara para aklamayı önleme prosedürlerine uygun hareket etmek gerekiyor. Yani sadece siteyi açıp sistemi çalıştırmak yetmiyor.

Bir diğer önemli konu da hukuki altyapı. Kullanıcı sözleşmeleri, iade süreçleri, anlaşmazlık yönetimi, veri güvenliği gibi konular ciddi önem taşıyor. Özellikle yüksek tutarlı işlemlerde sorun çıktığında süreci doğru yönetemezseniz hem maddi hem hukuki problem yaşanabilir. Bu yüzden iyi bir hukuk desteği neredeyse şart gibi.

Teknik tarafta da durum çok hafif değil. Güvenli ödeme altyapısı, banka entegrasyonları, dolandırıcılık önleme sistemleri, veri güvenliği ve düzenli denetimler ciddi maliyet oluşturabiliyor. İnsanlar size parasını emanet ettiği için sistemin gerçekten güven vermesi gerekiyor.

O yüzden Türkiye’de bu alana giren birçok girişim, sıfırdan lisans almaya çalışmak yerine lisanslı ödeme kuruluşlarıyla partner olarak ilerlemeyi tercih ediyor.