İş veya hayatla ilgili inşa ettiğiniz şeyi söylememeyi geç de olsa farkettim.

Mutluluk olarak paylaşmak beni mutlu eder diye düşünüyordum, yani sevincimi yayarak daha da büyütürüm diye düşünüyordum.

Zamanla şunu öğrendim;

İnşa ettiğiniz şeyi asla paylaşmayın.
Bunun ne olduğunun bir önemi yok.

Eğer iş yürürse zaten herkes yanınızda olacaktır, buna şüphe yok.
İş yürümemesi durumunda insanların yaklaşımı değişir.

Gizlice inşa edin.

---

Herkes, her şeyi bilmek zorunda değil.
Belki 10 yıl önce bir şirkete danışmanlık veriyordum.
Oradaki bir arkadaşın maddi durumu iyi değildi, çocuğu olmuştu ve giderlere yetişemiyordu.
Bunu sürekli dile getiriyordu, defalarca kendini bu şekilde gösterme dememe rağmen.
Ona iş kitledikçe kitlediler, çünkü "ihtiyacı" olduğunu insanlar anladı.
İnsanlar, ihtiyacınız olduğunu anlarsa akıl almaz şekilde üstünüze gelir ve etinizden, sütünüzden fazla fazla faydalanmaya çalışırlar ve hakkınızı da vermezler.

---

Herkesin hayatı farklıdır. Herkes, farklı bir ayakkabıyla bu hayatı yürür. Hep denilir, kimi pırlantası küçük diye hayıflanır, kimi bayat ekmek buldu diye sevinir. Herkesin hayatı farklı.
Hayat, bir yarış değil. Kendinizi başkasıyla kıyaslayıp kederlenmemeli. O başka bir hayat yaşıyor, sen başka bir hayat.
Sen niye böylesin dediklerinde, gel benim ayakkabılarımı giy, öyle yürü bakalım o zaman görelim seni demelisiniz.
Tavuk, Kaza özenmiş tötünü yırtmış.

---

Kendinizi bilin.
İş hayatında şunun farkına varın, sen ne kadar değerlisin?
Örneğin; maaşınız 100bin, bunun şirkete vergi, sigorta vs. toplam 140bin gideri olsun. Yani 1 şirket, sizi 1 ay çalıştırmak için 140bin ödüyor diyelim.
Şunu anlayalım; bir şirketin patronu siz olsaydınız, sizi işe almak için kaç para öderdiniz?
Bu soruya objektif cevap verirseniz kendi değerinizi de görebilirsiniz.

Ben 400bin maaş istiyorum. Ok. Peki şirketin sahibi sen olsaydın, senin gibi bir çalışana 400bin verir miydin?

---

Sevdiklerinizin kıymetini bilin.
7/24 görebileceğiniz sevdikleriniz şuan var. Zaman gelecek, keşke 1sn daha vakit geçirseydim diye kendinizi sessiz sessiz ağlarken bulacaksınız.

---

Bahis, kumar vs oynamayın.
O derece bir bağımlı olduğunuzu düşünüp telefondan kumar oynamayın.
Beyninizin o ihtiyacını aşmak için yılda 1-2 defa Kıbrıs'a gidin. En lüks otelde haftasonu kalın, 2 gün sınırlı bir miktarda kumarınızı oynayın, gelin ( :
Uçakta giderken 100bin bütçeniz var diyelim. Bu parayı kaybetmeye gidiyorum diyin.
Kaybedeceğinizi beyninize aşılayarak gidin. Dönüş yolunda kendinizi bertaraf etmezsiniz.
100binle gidiyorum 4milyon yapıp geleceğim gibi düşüncelere kapılmayın ( :

---

Ailenizi yemeğe çıkarın.
Bu çok basit görünebilir.
Ailenizi belli zamanlarda toplayıp, boğaza veya bütçenizin yettiği en güzel yere yemeğe götürün. Hesabı ödeyin.
Ya yemek yemenin nesi var demeyin, bu en basit haz sizi freshleyecektir.

---

İnsanları kendinizden uzaklaştırmak istiyorsanız ona borç verin.

---

Hakkınızı yiyenler olduğunda hakkınızı arayın.
Ama iç dünyanızda kendinizi mahvetmeyin.
İnananlar için, benim günahım çok, bunu Allah'a havale ettim ve diğer dünyada beni günahlarımdan arındıracak diye düşünün.
Zihninizi, sizi aldatan, hakkınızı yiyen biri için heba etmeyin.
"Allah'a havale ettim" dünyanın en zihin temizleyen sözüdür.