Şahıs şirketi kurmayı düşünen birçok kişi başlangıçta sadece ciro tarafına odaklanıyor.
Ancak önemli olan kazandığınız para değil, tüm giderlerden sonra elinizde kalan net tutardır.
Özellikle hizmet sektöründe gider gösterecek kaleminiz azsa, vergi yükü düşündüğünüzden daha ağır olabilir. Bu nedenle şirket kurmadan önce gelir-gider hesabını gerçekçi yapmak gerekir.
Örnek olarak aylık 100.000 TL tahsilat yapan bir işletmeyi düşünelim:
- POS komisyonları
- Muhasebe ücretleri
- Bağkur primi
- KDV / gelir vergisi yükü
- Banka masrafları
- Stopaj, aidat, ofis giderleri
- Reklam ve operasyon giderleri
gibi kalemler hesaba katıldığında, bu cironun önemli bir kısmı doğrudan giderlere ayrılır.
Özellikle yüksek kâr marjı olmayan veya düzenli müşteri akışı oturmamış iş modellerinde, 100.000 TL kazanıyorum düşüncesi gerçeği yansıtmayabilir.
Basit bir hesapla; aylık 100.000 TL gelir elde eden, gider yazabileceği kalemi düşük olan bir hizmet işletmesinde toplam vergisel ve operasyonel yüklerin 50-60 bin TL seviyelerine yaklaşması mümkündür.
Geriye kalan tutarla:
- kira,
- personel,
- yaşam giderleri,
- yatırım,
- acil durum masrafları
karşılanmaya çalışılır.
Bu yüzden şirket kurmadan önce sadece satış hedefi değil; net kârlılık, vergi planlaması ve sürdürülebilir gelir modeli de mutlaka hesaplanmalıdır. Aksi halde ilk aylardaki yüksek ciro motivasyonu, ilerleyen süreçte ciddi bir mali baskıya dönüşebilir.