eski zamanlarda böyle olabilir ama günümüzde kadınlara pozitif ayrımcılık yapacağız diye fazla ileri gittiler. yasaların sadece cinsiyeti kadın olduğu için tanıdığı haklar sebebiyle cinsiyeti erkek olanların mağdur edilmesi eşitliğe aykırıdır.
kadınların büyük bölümü yaptıkları hatalı seçimlerin sonucunda 3. sayfa haberlerine çıkıyor. suçu işleyen erkek olduğu içinde bütün erkekler şöyle böyle diyerek erkek cinsiyetinin tamamı baskı altına alınıyor. siz zaten kadın cinayeti işliyorsunuz, t4ciz t3cavüz edip öldürüyorsunuz, erkek değil misiniz hepiniz aynısınız vs.

kadınların maksimalist davranışları, feminizm rüzgarıyla birleşince erkeğin yok sayıldığı ve kadının eşitlik sınırlarının ötesine geçerek kayırıldığı bir dönemden geçiyoruz.

örnek olarak evlilik kadar boşanma sürecide normaldir. boşanma sonrası sınırsız nafaka konusu pek çok insanı evlilikten caydırıyor. sadece kadın olduğu ve evlenip boşandığı için, erkek cinsiyeti neden kadına bakmak zorunda kalıyor? İslami kurallara göre mehir ve belirli bir süre geçimini sağlayacak tutar verilir sonra herkes yoluna gider. ortada çocuk yoksa ben koskaca kadına niye bakayım? eli ayağı tutuyor girsin bir yere çalışsın.

bu konunun kökeninde yatan sebepte bana göre "kadının mülkiyeti" ile ilgilidir. biraz ağır ifade farkındayım ama başka türlü tanımlayamıyorum. Bu kavram kendini geçindirecek geliri olmayan kadınları kapsıyor. Sağlık yönünden sorunu olmadığı halde çalışmayan, para kazanmayan, kendini idame edecek durumda olmayan kadının mülkiyeti kime aittir?

evlenmeden önce doğal olarak babasına aittir. evlendikten sonra kocasına aittir. boşandıktan sonrası meçhuldür.. mantık olarak ya kadın kendisi çalışmalı ve kendi ayakları üzerinde durmalı yada babaevine dönerek tekrar onlara tabi olmalıdır. bir düşünceye göre bu durumdaki kadınlara devlet bakmalı deniyor. peki bu durum suistimal edilirse (sahte evlenip boşanıp kendini devlete baktırmaya kalkarsa) ne yapılacak + devletin böyle bir kaynağı var mı? dolayısıyla devlet, "kadın tekrar evlenene kadar mülkiyeti eski kocasına aittir" diyerek başından savıyor ve ölene kadar nafaka bağlıyor.

vaziyet bundan ibaret.. benim düşümceme göre imkanı olan (sağlık koşulları ve yaşlılık hariç) herkes çalışmalı, kimseye muhtaç olmamalı ve kendi mülkiyetini kendi elinde tutmalıdır. devlet buna uygun finansal sistem geliştirmelidir.