kalitelihostorg adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Mevcut Chp ile eskisini kıyaslamayın.
Kılıçtaroğluda aynı R.T.E gibi koltuk takıntısı olan birisi. Kazanacağına dair en ufak ihtimali dahi düşünerek aday oluyordu. Zorla indirdiler başka çare yoktu. Yoksa düzen aynı gidecekti.

Kılıçtaroğlu gittiği gün chpnin oyları artmaya başladı. İktidar her gün daha fazla sıkışıyor.
Her gün chp operasyon yiyor , belediyelerine sürekli baskı uygulanıyor. Artık gizlemiyorlar bile alenen yapıyorlar.
Buna rağmen Chp oyları ilk defa %25den %35 civarına çıktı.


İktidar kitlesi ve yönetimi , algı yönetiminde çok iyiler , hayatları algı üstüne kurulu. Chpliyim diyen gizli akpliler , Kılıçtaroğlunu her seçim bu sefer kazanacağına ikna etmiş bile olabilirler.
Kılıçdaroğlu bahsedildiği gibi koltuk sevdalısı biri olsa bile bu koltuk cumhurbaşkanlığı koltuğu değildi. Halk oylamasına dayalı ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde Ekmeleddin, ikincisinde Muharrem İnce aday gösterildi. Kılıçdaroğlu'nun bırakmak istemediği koltuklar olsa olsa CHP genel başkanlığı ve milletvekilliği olabilirdi. 3. seçimde aday olmasının sebebi artık köşeye sıkışmış olması olabilir. Ekrem İmamoğlu'nu aday gösterseydi o dönemde belediye meclisinde AKP çoğunlukta olduğu için İBB elden çıkacak, İmamoğlu seçilemezse belediye başkanlığına dönemeyecekti. Zaten İmamoğlu kendisi de bu riski göze alamadı. Şayet İmamoğlu veya Mansur Yavaş gibi birisi cumhurbaşkanı seçilseydi Kılıçdaroğlu'nun partideki konumu ve etkisi sorgulanacaktı. Her ne kadar cumhurbaşkanı seçimi sonucunda koltukları kaybetme riski olsa da kaçacak yeri kalmadığından kendisini aday göstertti.


Diğer taraftan AKP ile CHP arasında simbiyotik bir ilişki bulunuyor. Bilmeyenler veya o günleri yaşamış olsa da unutanlar için Erdoğan'ın başbakan seçildiği Kasım 2002 seçiminden önce CHP'nin durumu şöyleydi: 1992 yılında 1980 darbesinden sonra kapatılan siyasi partilerin adlarıyla yeniden parti kurulabilmesine yönelik bir kanun değişikliği oldu. Bu değişiklik sonrası CHP yeniden kuruldu ve aynı siyasi görüşü paylaşan SHP ile birleşti. Fakat Türkiye'de o kadar Atatürkçü olmasına rağmen insanlar koşa koşa sandıklara gidip CHP'ye oy verme konusunda istekli değildi. Hatta 1999 seçiminde CHP baraj altında kaldı. Yani DSP-MHP-ANAP koalisyonu ülkeyi yönetirken CHP mecliste temsil edilmiyordu bile.


Sonra ne oldu da CHP'nin oyları patlama yaptı? Bu patlamanın arkasında koalisyon hükûmetinin işleri berbat etmesi, Fazilet Partisi kapatıldıktan sonra kurulan AKP''ye ANAP ve DYP gibi merkez sağ oylarını büyük ölçüde paylaşan iki siyasi partiden katılımların başlaması, o günlerde halkın koalisyonda yer alan partilerden nefret etmesi sebebiyle AKP'nin anketlerde hızla ilk sıraya yükselmesi gibi olaylar var. O dönemde Erdoğan "minareler süngü, camiler kışlamız" şeklinde okuduğu dizeler sebebiyle hapse girmiş-çıkmış biriydi ve milletvekili seçiminde aday olması mümkün değildi. Erdoğan'ın okuduğu dizeler ve 28 şubat döneminde yaşananlar sebebiyle AKP bazı kesimler tarafından "laikliği yıkmak için çalışan" bir siyasi parti olarak da görülüyordu. Bu noktada CHP oyları tamamen AKP karşıtlığı üzerinden yükseldi. Daha sonra Erdoğan'ın siyasi yasağının kalkmasında o dönemin CHP'sinin payı oldu. Deniz Baykal liderliğindeki CHP, "Milletin seçtiği partinin lideri Meclis'te olmalıdır" ve "Demokrasinin gereği budur" diyerek AKP'nin anayasa değişikliği teklifine destek verdi.


Bu simbiyotik ilişkide CHP, AKP karşıtlığı üzerinden oy almaya devam ediyor ve partinin iktidar olmak gibi bir hedefi de yok. Çünkü ana muhalefet konforu onlara yetiyor. Türkiye'nin problemleriyle uğraşacak ve çuvallaması hâlinde eleştirilebilecek bir iktidar var. CHP bu sorumluluğu üzerine almadan AKP karşıtlığı üzerinden meclise milletvekili sokabiliyor. En son seçimde CHP seçmeni oyunu CHP'ye attı ama CHP listelerinden DEVA, Gelecek, Saadet gibi partilerden isimler meclise girdi. Yani AKP'ye karşı oy verin derken AKP eskisi veya AKP'ye benzer ideolojiden kişiler meclise sokuldu. (İşte ana muhalefet partisi olmanın gücü!) Bunun dışında devletin çeşitli imkânlarını kullanma, geniş kitleleri kontrol edebilme vs. ana muhalefet konforu olarak CHP'nin elinde bulunuyor.


Simbiyotik ilişkinin AKP tarafı da zaten CHP'nin gerçekten iktidara talip olmayan bir siyasi parti olmasıyla bağlantılı. CHP iktidara gelmek için değil, ana muhalefet statüsünü sürdürebilmek için muhalefet yapıyor. Erdoğan hayatta, sağlıklı olur ve cumhurbaşkanlığına aday olursa, CHP'liler mevcut CHP yönetiminin Erdoğan'ın yeniden iktidar olması için nasıl hatalar yaptığını seyredecek, bu kez Erdoğan kesin gidiyor düşüncesiyle yine CHP'nin dayattığı adaya oy verecek ve sonuç yine değişmeyecektir.