Geçmişte forumlarda en çok açılan konu başlıkları genellikle şöyle olurdu:
“Ne tür site açsam? Eğitim, sağlık, finans vb.”

Gelen öneriler ve benzeri değerlendirmelerle sektör belirlenir, ardından bütçe doğrultusunda makale yazarı arkadaşlara 100 ile 500 kelime arasında içerik siparişleri verilirdi. Bütçesi daha yüksek olan site sahipleri ise editör bile çalıştırırdı.


Devir değişti, ancak mantık hâlâ aynı. “Ne tür site açsam, hangi sektör kazandırır?” düşüncesi devam ediyor. Değişen tek şey ise makale yazarlarına ya da editörlere iş vermek yerine, içeriklerin yapay zekâya yazdırılmaya başlanması oldu.


Bu yapılanlarda bir sorun var mı? Elbette yok. Peki, sorun nerede?


Sorun, site sahibinin oluşturduğu site ve içeriklerle ilgili yeterli bilgi ve deneyime sahip olmamasından kaynaklanıyor. Zaten yeterli bilgiye sahip olsa, yapay zekâ ile uğraşmak yerine daha az sayıda içerik üretip bunları kendisi yazabilir.


Yapay zekâ ile hazırlanan içeriklere sahip site sahipleri genellikle bir endişe içinde olur. “Acaba bir sonraki güncellemede ne olacak, sitem zarar görecek mi?” diye düşünüp dururlar. Kendi bilgisini kullanarak içerik üreten biri ise daha rahat olur ve tüm güncellemelere karşı hazırlıklıdır.


Yapay zekâyı bir araç ya da iş ortağı olarak görmeye başladığımızda asıl başarıyı yakalarız. Aksi hâlde “şunu yaz, bunu yaz, hatta eklemeyi de sen yap” yaklaşımıyla hareket edersek, yapay zekâyı verimsiz bir şekilde kullanmış oluruz ve bu yaklaşım uzun vadede sorunlara yol açabilir.