Esenlikler, bir süreci anlatacağım; belki bugün veya ileride birilerine ilham olur, birilerine dokunuruz… (Ben de biraz içimi dökmüş olurum.)
Liseden sonra üniversiteye gitmedim, parayı bulma umuduyla daldan dala atladım ama hiçbir dala tutunamadım. Daha sonra bir süre işsiz kaldım; bu süreçte bir de tehlikeli bir motor kazası atlattım ve altımdaki tek mal varlığım olan PCX motosikletim pert oldu. İşte asıl hikaye de bu saatten sonra başladı…
Zaten işsiz olduğum için kazadan sonra tüm sülalenin gözüne battım. Kazada ben haklıydım ama hiç beni dinleyen olmadı; "zaten işsizdi, geziyordu" vs. vs. diyerek kimse beni iplemedi bile. Kırsal bir kesimde yaşadığımız için motorla iniyordum şehre. Motor da olmadığı için o kırsal kesimdeki evimizden başka yere gidemiyordum kazadan sonra; psikolojim iyice bozulmuştu.
Bu sürede herkes bana karşı değişikti. Babam işten eve geliyor, bana tiksine tiksine bakıyor; annem keza aynı. Sülale derseniz hiç sormayın onları zaten, onlar benim hayatımı kararttılar… Evde yemek yemeye utanıyordum, kendimi o evde fazlalık hissediyordum. Her lokmayı ağzıma atarken sanki herkes tiksine tiksine bana bakıyor, lokmalarımı sayıyor falan diye düşünüyordum. Kavga gürültü eksik olmuyordu evde. Babam öyle kelimeler söylüyordu ki ağzımı açamıyordum, karşılarında çocuk gibi ağlıyordum. Yorganın altında ağlayarak uyuyakaldığım günlerin haddi hesabı yoktur. Benden iki yaş küçük kız kardeşim bile en ufak tartışmamızda “Git bir iş bul, evde yatıyorsun” vs. diyordu. Ya ben anlamıyordum, sanki ben istiyor muydum ki bu durumu? Bu durumdan memnun olduğumu falan mı zannediyorlardı?
Sabah 8’den ikindi 4’e kadar evde sadece ben oluyordum. Saat 4'e yaklaştığında hazırlanır evden çıkardım; amcamın henüz yarım yamalak inşaat sürecinde olan evine gider, sigaramı yakar, telefonu açar, Nilüfer’in "İnkar Etme" şarkısını dinlerdim. Saatlerce hıçkıra hıçkıra ağlayarak dinlerdim hem de. ‘İnkar etme yalvarırım, sen de sevdin beni bir zamanlar’ dediği kısımda doğduğum günleri tahmin etmeye çalışırdım; annemle babam nasıl sevinmiştir vs. diye ve şimdiki halimizi düşünür, saatlerce sadece o şarkıyı dinler ağlardım.
Bu dönemde arkadaşım da kalmadı tabii; zaten kırsal kesimdeyiz, tek mal varlığım motorum pert olmuş, inemiyorum şehre, burada da hiç insan yok. Tek başıma kaldım. Aylarca tek bir arkadaşım bile olmadı, telefonda bile görüşmedik; iyice yalnızlaştım, sadece ben kaldım. Hafta sonları bazen akrabalar gelirdi; pazar günü benim en korkulu rüyamdı zaten. Bizimkiler izinli, akrabalar da geliyor... Pazar günü sabah utana utana kahvaltıyı yapar, alabilirsem yanıma 3-5 parça yiyecek alır, o amcamın ev inşaatına giderdim ve geceye kadar dururdum orada. Bazen dedemlerde giderdim, onlarla sohbet ederdim. Dedemlerde i•daa oynardım internetten, 3 kuruş sigara paramı çıkarmaya çalışırdım. Ayrıca Instagram hesabı kasıp burada satıyordum, sigara paramı öyle çıkarıyordum. Bu olay bana travma oldu; şimdi internet üzerinden her iş yapmaya çalıştığımda o günleri hatırlıyorum ve tiksiniyorum. Kendimi kötü hissediyorum. Bazen böyle saatlerce derdim; "Allahım ben ne yaptım, benim kalbimde ne kötülük var da ben bunları yaşıyorum, insanlar neden bana karşı böyle?" diye.
Her neyse, günler böyle gelip geçiyordu. Sonra üniversite sınavına girdim 19 yaşında. Sınavdan 1-2 ay sonra iş buldum ve üniversiteye gitmeme 1 ay kalmıştı. Yine de o işe girdim, 20-25 gün çalıştım sonra çıktım, üniversiteye geldim. Şu an Sakarya’da muhasebe okuyorum. Ailemin tavırları değişti, artık eskisi gibi değiller; iyi davranıyorlar. Ben eski olayları hep unutmuşum; bu gece aklıma geldi, oturdum 2 saattir KYK odasında yorganın altında Nilüfer’in "İnkar Etme" şarkısını dinleyip o günleri düşünüyordum. Gözyaşlarımıza da hakim olamadık tabii, sırılsıklam ettik yastığı.
Bu yaşadıklarımı şimdiye kadar bir kişiye bile anlatmadım ama bugün buraya yazmak geldi içimden. Şu an 21 yaşındayım, Sakarya’da muhasebe okuyorum dediğim gibi. Ekimden beri buradayım; ilk geldiğimde buradan Instagram hesabı kasıp satıyordum yine fakat bu olay bende travma olduğu ve iyi hissetmediğim için bıraktım onu. Şimdi bir haber hesapları kurdum kendi çapımda; BPTHaber'i biliyorsunuzdur, ona benziyor bayağı. Onlarla vakit geçiriyorum, cebime 3-5 kuruş girerse harçlığımı çıkarıyorum falan. Muhasebe bölümünden devam eder miyim bilmiyorum, tek hedefim, hayalim asker olmak. Gideyim diyorum doğuda bir karakola, dağ başında takılayım oralarda; şehit olursam olayım, mis gibi.
Ailem, sülale falan iyi davranıyor ama ben hepsinin gerçek yüzünü gördüm. Onlar bana iyi davranırken o eski günler aklıma gelince çok sinirleniyorum. Gerçekten kendimi çok ezdirmişim, kendime de çok sinir oluyorum. Ama gerçekten nasıl •ntihar etmemişim hayret ediyorum; şimdi bir düşününce hani •ntihar etsem harbiden haklıymışım gibi geliyor.
Şu an tek hedefim astsubaylık fakat önümde bir engel var: Orta kulak iltihabı. Doktor ameliyat olmam gerektiğini söylüyor fakat ameliyat olursam iltihaplı kulak bir daha asla duymayacakmış; bu da askerliğe engel bir durum. Ameliyat olmazsam küçük bir ihtimal de olsa kulak damlalarıyla iltihabın bitme olasılığı varmış, ben o ihtimale güveniyorum ve onun peşinden gidiyorum. Birkaç damla var, bunları sabah öğle akşam kullanmam lazım fakat bu beni zorluyor çünkü önümde 1 sene falan var askerliğin olmama ihtimaline karşı hedefim olan haber sayfasını büyütmem için. 1 sene sonra üniversite bitince iş güç derken haber sayfasına vaktim olmaz o yüzden korkuyorum ve damlaları da pek kullanamıyorum. Ameliyat olmazsam da iltihabın yüze yayılarak yüz felcine neden olma ihtimali veya beyne yayılma ihtimali var. Öyle bir ikilemdeyim ki hâlâ ne yapacağımı bilemiyorum. Bilgisi veya fikri olan varsa belirtirse sevinirim. Görüşlerinizi de bekliyorum.
Aynı durumda ve benzer durumda olan kardeşlerimiz vardır diye bunu yazmak ve içimi dökmek istedim; gözüm dola dola yazdım. Bir rulo peçete bitti valla. Eğer benden bir tavsiye bekleyen olursa tek tavsiyem; boş kalmayın, para kazanın.
Aileniz gerçekten aileniz mi? Bu sorunun cevabını bulamadım ben ya da bulmak istemedim, her neyse. Olur da bu anlattıklarım sosyal medyaya falan düşerse tek isteğim ismimin gizlenmesi.

Umarım hayatta herşey istediğiniz gibi olur, umarım benim düştüğüm duruma başka hiç kimse düşmez. Bunları en içten şekilde söylüyorum, hepiniz Allah’a emanetsiniz. Yorumlarınızı bekliyorum.