_taka adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Keyifle okudum maddeleri.

Sadece bu maddeyi çözemedim açıkçası.

- Kutsal kitaplardaki herhangi bir ayet, bilim ile çelişiyor mu, çelişiyorsa hangileri, örnek verebilir misiniz?

- Herhangi bir ayetin bilimle çelişmesi durumunda bilim tarafını hangi kriterlere göre standart kabul edeceğiz?
Yani bilimden kastımız ne?
Bilimdeki herhangi bir bölümün 720 yıl sonra değişmeyeceğini kabul ediyor muyuz?
Yani bilim dediğimiz şeyin, bizim şuandaki akıl, fikir ve deneylerimizle ispat ettiğimiz olgular ise, 910 yıl sonra bambaşka akıl, fikir ve deneylere sahip olursak bugün bilim dediğimiz o bölüm değişirse ne yapacağız? Burdaki bilim kabulümüz nedir? Bilim, değişmeye açık mı? Eğer açıksa kutsal kitaplar ile şuanki bilim seviyemiz arasındaki çelişkilerde nereyi doğru kabul edeceğiz?
Sizin görmezden geldiğiniz konu ayetin değişmez olmadığı. Ayetin lafzı aynı kalırken bilim geliştikçe dini bilime uydurmak zorunda kaldıklarının farkında değilsiniz.
Bilim geliştikçe ayetler ile bilim çelişjileri ortaya çıkmıştır. Ve hep bilim kazanmıştır. Yani biz hiç bir zaman bilimi kutsal kitaplara göre güncellemedik. Ama her zaman kutsal metinlerin yorumlarını anlamlarını bilime göre güncelledik.
Tarık 6-7 bilimle ters düşer. İnsanın oluştuğu sıvı erkekte meni (sperm) ve kadında yunurtadır. İkisi de ayette belirtilen kemiklerle alakası olmayan bir yerdedir. Ancak antik yunan (hipokrat) ve mısır medebiyetlerinde spermin bel kemiğinden geldiğine inanılıyordu.
Fusillet de evrenin yaratılışı anlatılırken önce yer yüz yaratılır sonra gökyüzü yaratılır ve birleştirilerek kandillerle (yıldızlarla) süslenir. Oysa modern bilimde önce uzay ve yıldızlar vardır. Dünyadaki hidrojenden ağır tüm elementler yıldızlardaki çekirdek kaynaşması ile oluşmuşlardır.
Bu bilgiler gelecekte değişecek bilgiler değiller. Bilim bir gün dünyanın büyük patlamadan da önce var olduğunu ispat edemeyecek. Ama inanç böyle bir şeydir. Birileri gelir kendince bir açıklama yapar. Ve inanmak isteyen inanır.