Çok kısa özetle doğduktan sonra toplumun bir parçası oluncaya kadar din "ailesel" olur, anne baba dindar ise o çocuk 10-12 yaşlarında "annem ve babam yanılıyorlar" diyebilecek akla sahip olamaz genelde, o yüzden ailesi ne diyorsa doğru kabul eder. Topluma karışınca ise din "toplumsal" olur, çevreden görür, arkadaşlarından duyar, dini etkinliklere katılır eğer çevresinde dindarlık yüksekse ve bu aşamada sorgulamaya gerek duymayabilir. Daha ileri seviyede kişinin eğitim hayatı biter, arkadaş miktarı azalır, toplumdan biraz olsun soyutlanır ve bu aşamada din "kişisel" olur. Burada kişinin neyi merak ettiği, neyi sorgulamaya başladığı, neleri kabullendiği, neleri reddetme eğiliminde olduğuna göre değişir. Çoğu insan ölen veya ölecek olan sevdiklerini yeniden görmek ister, sonsuzluk ister, cennet ile ödüllendirilmek, yeniden doğmak ister yani yok olmamak ister ve cehennem ile cezalandırılmamak ister. İster huri deyin ister kevser şarabı, tavşana havuç uzatma deyin veya iyi polis kötü polis ama birine bak cennet ödül, cehennem ceza derseniz buna inanan herkes ister istemez cezadan korkacak ve ödülü arzulayacaktır insanın doğası böyle. Burada anahtar kelime ödül ve ceza sisteminin gerçekten olup olmadığını sorgulayabilecek cesarete sahip olmaktır.
Evet, cesaret ister sorgulamak çünkü "birileri Allah yok diyor, tövbe tövbe" burada sondaki tövbeler çoğaltılabilir ama minimum 2 olduğu gözlemlenmiş yani böyle bir şeyi başkasının söylemesini dile getirmenin dahi tövbe edilmesi gereken bir günah olduğunu düşünülüyor ve "ceza sistemi" yani cehennemden korkuluyor. Dinlerin kökenine de ineriz Sümerler hatta daha antik dönemlere ama konu için bu kadarı yeterli, eskiden insanları savaşa ikna için ölürsen cennetliksin be olm demek durumundaydı eski insanlar çünkü başka türlü kolay kolay kimseyi ölmeye ikna edemezsiniz. Şimdiki gibi ırklar, ülkeler, din mezhep veya toprak bayrak artık adına her ne diyorsanız milliyetçiliğin gelişmediği şehir savaşları gibi durumlarda git yan şehirdeki insanları öldür, ölürsen ödül kazanacaksın demek en kolayıydı ve etkili bir yöntemdi. Din üst sınıfların gücü elinde tutması için kullanışlıdır, alt sınıflar için ise gerek şükür, gerek umut ile hatta bazı dinlerde reenkarnasyon ile daha iyi bir yaşam vaadi sayesinde toplumları hizada tutmak için kullanışlı bir araçtır. Sözün özü din herkes için farklı bir anlama gelir, kimi için yol, kişine göre arayış, kimine göre hayatın anlamı ve kimine göre hiçlikten ibaret olabilir. Şu bir gerçek ki çoğu kişi dinin "ailesel ve toplumsal" olduğu dönemlerdeki etkisini üzerinden atıp "bireysel" yönelişe geçemiyor, 10 yaşında din kültürü dersinde dinlediği o şeyi doğru kabul edip asla sorgulamıyor.