Çocukluğum köyde geçti. Şehirde maaşlı çalışıyorsan birilerinin kölesisin. Belli bir zaman aralığında(sabah 8 akşan 6) o kişilere itaat etmek zorundasın. İnsanlar şehirde ev diyerek hücrelerde yaşıyor. Yaşam alanın 100-150 metrekare. Balkonun biraz büyük ve güneş görüyorsa kendini şanslı hissediyorsun. Tabi ev seninse. Çoğunluk kirada olduğu için birde ev sahibin var. Her ayın yaklaşık 15 günü ev sahibine çalışıyorsun. Köleliğinden kazandığın ücretin yarısını o kişiye veriyorsun sana eski bir evde kalmana izin verdiği için.cezaevlerinin dikey versiyonu gibi evler.1 metre karşında başka biri oturuyor adı kapı komşusu,tabi alt katında ve üst katında da birileri oturuyor. Ev eski ise onların gürültüsünü dinliyorsun sanki aynı evde yaşıyormuşsun gibş. Toprakla tek bağın yağmurlu havalarda yoldan geçen araçların üzerine fırlattığı sudan arta kalan çamurun içindeki toprak sadece. Parka gittiğinde temiz hava aldığını sanıyorsun ama egzoz dumanı soluduğunun artık farkında değilsin. Doğal bir gıda maddesi bulduğunda sanki bir kanser hastasının şifa bulduğu gibi seviniyorsun çünkü yediğin domatesin yada tereyağının hiçbir lezzeti yok. Bazen can güvenliğinde olmuyor. Beyni uyuşmuş bazı insana benziyen canlılar tarafından önün kesilip bıçaklanma hatta ölme ihtimalin bile var. Düşük bir ihtimal ama var. İstersen daha yazabilirim 😀
Peki hocam iyi maaşınız var örneğin öğretmen gibi bir mesleginiz var, evinizearabanız da var gene de şehirde mutlu olunabilir mi?