O zaman bana bırakın bu konuyu boyun boyuna ele alayım?
O zaman başlıyorum, yazacaklarım uzun olacak okumak istemeyen çıkış yapsın..
Neden geriye gidiyoruz da ileriye gidemiyoruz diye sordum bir gün kendime. Zaman dediler, izin vermiyor.
Kim dedim bu zaman denilen arkadaş. Gidip konuşalım, neden set çekiyor bize? Bırak karışma dediler, o yazı kış yapan, bir hüznün parçasının bütünüdür dediler.
Dedim yazarak durduramaz mıyım bu zamanı.
Hayır dediler, yapamazsın yazmakla bir şey değişmez dediler..
Bende o gün karar kıldım, zamanı yok etmeye.
Önce tarihten başladım, sonra tarihte ki kahramanlardan, tüm üç yüzyıldır yaşıyorum. Ve her geçen gün zamanı yok etmeme az kalıyor.
Ama azalmıyor, ve bitmiyor..
Dedim, biraz ara vereyim bu savaşa, önce yürüdüm bilmediğim sokaklarda. Hemen bir park buldum, ve eski ve yıkılmaya yüz tutmuş, tahtaları pes etmiş, sanki bütün kaygıların üstüne yıkılmış gibi duruyordu. Gittim, oturdum bende yok edeyim kaygılarımı dedim..
Hemen elime, fazla akıllı olmayan akıllı telefonu aldım, tuşladım r10'nu...
Yapay zeka konusuna denk geldim. Bende çünkü; muzdaribim, bu konudan. Çünkü; yapay geliyor her şey bana..
Hemen gömmeye başladım, elimde tütün, bir elimde paslanmış telefonum, düşündüm, düşündüm, düşündükçe var olmaya çalıştım. Ve yine yazmaya başladım, faşistçe, sanki damarlarım ağrıyor ben yazdıkça.
Yapay nedir? Sahtedir, peki neden sahte zekaya tutunuyoruz, yoksa biz aklımızı kiraya mı verdik? Yoksa biz ileriye değil geriye mı gidiyoruz..
Kim suçlu? Sistem mı? Yoksa ben mi?
Sanırım her ikisi de suçlu. Bu yüzden yapay olan hiç bir şeyi sevmiyorum.