Selam olsun,

Bazen insan karamsarlığa ve umutsuzluğa gark olur.
Yani ne yalan söyleyeyim diye kendime soruyorum ve kendime ne diye söyleyecek yalan arıyorsun diye kızıyorum.
Evet, tersliklerin sıralı şekilde nefes aldırmadan bizi neredeyse soluksuz bıraktığı zamanlar olur.
Ne bir kapı, ne bir ışık ya da ne bir umut kırıntısı bile yoktur ortada...

Yok artık buradan da dönmez artık denilen zamanlardan bahsediyorum.

Bunca negatif durum içinde bizde insan evladı olarak hata üzerine hata yapıyoruz.
Kötü olduk diyoruz, hep yanlış yapıyorum hissine kapılıyoruz ya da ben yapamıyorum diye düşünebiliyoruz.
Hadi siz düşünmemiş olun ben onlarca kez bu hallerden geçmişimdir yaş itibariyle.
Bazen insanlar alıngan olabiliyor tıpkı her insanın dünyada hiç yaşanmayacak aksilikleri, sıkıntıları, kötülükleri kendi yaşadığına olan o tuhaf inanca sahip olduğu gibi...
Şimdi buraya gizli özneler ya da ögeler eklemek isterim ama o kişisel tatmine girer o nedenle konuya odaklanıyorum.

Emin olun en kötü sadece benim başıma gelir ve bunun dönüşü yok dediğiniz durumların ki burada istisna yoktur bir çıkış kapısı vardır.
En dibin, en kötünün, en felaketin yani hepsinin bir çıkışı vardır.
Kabul ediyorum o çıkış bazen hemen bazen belirli bir süre sonra karşımıza çıkar ama çıkmaz sokak yoktur yaşam gailesinde.
İllaki eller uzanır, omuzlar atılır ya da direnç gelişir ve dizlerinize kuvvet gelir ayaklanırsınız.

Hayatta sizi yoracak en büyük şey bu zorluklar, sıkıntılar ya da felaketler değildir.
Çıkışa kadar geçireceğiniz sürede kendinizi yıpratmanızdır.
Bu süreci hayıflanarak ve kendinize yüklenerek yani kendinizi yıpratarak geçirebileceğiniz gibi bu yaşadıklarınızı her insanın başına gelen/gelebilecek şeyler olduğunu kabul edip kendinizi yıpratmadan geçirebilirsiniz.

Sorumluluklarımız artabilir, hayat her geçen yıl bizi daha zorlayabilir ama aslında hepimiz çocuğuz.
Sonu ya da tamam diyeceğimiz bir noktası olmayan hayat serüveninde yol alıyoruz.
Yol aldıkça yani yaş aldıkça ufaklık, genç, kardeş, abi, amca, üstat gibi şeyler söyleniyor ama biz biziz yani.

Hülasa, seviliyorsunuz.
Hatalarınızla, yanlışlarınızla ya da daha doğrusu bir dönem hata yapmanızla bir dönem yanlışlar içinde olmanızla seviliyorsunuz.
Hangimiz pürüzsüz bir doğrulukta yaşadık ki ya da hatasız, yanlışsız bir hayat yaşadık ki sevmeyelim.
Sizde kendinizi sevin.
Hata yapmaktan değil yanlış yapmaktan değil bunları siz yapmaktan kaçının kafi.

Malum her alkol için alkolik değildir. Alkoliklik başka bir şeydir.
Her kötülük yapanda kötü değildir. Kötü olmak başka bir şeydir.
Kötülük yapmak ile kötü olmak arasında Tanrı dağı kadar fark vardır.

Sıkıntılar, aksilikler ya da felaket dediklerinizi yaşarken kendinizi çok yıpratmayan zira siz pasif kalsanız bile bu süreçler bitecektir.
Benim ki bitmez diye düşünmeyin, bitmeyen hiçbir şey yoktur.
Bu süreçte kendinizi örselemeyin.


Seviliyorsunuz.