Toplumsal çürümenin yanına, hiyerarşik sistem rüzgarları esmeye başladı. Kafasını kaldıranın üstüne balyozla vuruluyor. Çünkü: sistem bizim kafamızı kaldırmamızı sevmiyor.
Sistem boyun eğmeye çalıştırıyor, analitik düşünceye değil. İtaat et mutlu ol sistemini beynimize aşılıyor. Bu bir tür virüstür, halkın cahil kalması, aydınlığa ulaşılması istemesini sağlamaktır.
Kapitalizm, sisteminin çarklarının arasında en alt tabaka ezilmeye mahkumdur. Çünkü: o çarkların çalışır halde durmasını sağlamak bizim "resmi görevimizdir"
Böyle resmi görevlere isimler verilmiştir, onlardan birisi de "vatandaşlık ödevi, vatandaşlık kanunları"
Bunlar aslında yüzeysel olarak normal kabul edilen davranışları temsil eder. Bir sistemin olduğunu empoze eder. Ama madalyonun arka yüzünde ise bambaşka bir işleyiş vardır, onunda adı "özgürlük kısıtlaması"
Özgür olmayan halklar, özgür olmayan ülkelerin yönetim biçimleri monarşi değildir. Diktatörlük'tür.
Çünkü bir halkı susturmanın en feodal Yönetim biçimi budur..
Asırlardır yapılan işleyişler ve sistem mantığı bunu içsellestirmiştir, Halk ise buna "Yönetim anlayışı" der. Kitabın arkasında ki yazılardan haberleri yoktur. Kitabın on sayfasında laik'lik yazar, son sayfasında ise mısrasında ise bunu kendi sistemlerine entegre edenler revize eder.
Kimisi totaliter rejimi benimser, kimisi otokratik rejimi.
Şuan biz neyi benimsiyoruz? Bunun cevabı; nettir, ekonomik özgürlüktür. Ekonomik özgürlüğü ve refah seviyesi ile orantılıdır..
Devlet bir sopa görevi görüyorsa, yapılacak şeyler bellidir. Burada adını anmak istemiyorum. Üyeliğimin başına iş gelmesin diye.
Bakın; burada bile laf söz edemiyorum, çünkü yukarıdaki örnek bile sistemin bizi özgür değil, içine kapanık yapmasını sağlamak zorunda bıraktığı için. Tabi bu forumun sahibinin sorunu değil. Bizi yönetenlerin bu tarz yorumlara izin vermemesi ile ilgilidir.
Bir gün burjuva sınıfı yıkılacak, o zaman sistem bize göre şekillenecek.. şimdilik bu kadar.