Bana göre iman, inanışla alakalıdır. Arapçadan Türkçeye çevrilen meallerde eksikler, hatalar ya da aklın sınırlarını zorlayan noktalar bulunabilir; bunları eğip bükerek açıklamaya çalışmak her zaman mümkün değildir. Allahın koyduğu hükümler, 2026 yılında bize zor veya anlamsız gelebilir; Bu nasıl olur? diye sorgulayabiliriz. Ancak bu hükümlerde sınırlar açık ve nettir.
Örneğin, neslin korunması konusunda çizilen sınır belirgindir. Kimse, bir başkasının çocuğunu evlatlık edinerek nesebi değiştiremez. Bu bağlamda, daha önce evlatlık kabul edilen Zeydin eski eşiyle yapılan evlilik ilk bakışta zor anlaşılabilir; ancak bu durum, belirlenen sınırların bir sonucudur. Amaç, insanların başkalarının çocuklarını öz evlatları gibi kabul ederek nesep karışıklığına yol açmalarını engellemektir.
Şöyle düşünelim: 2026 yılında bir çocuğun biyolojik olarak kimden olduğu büyük ölçüde tespit edilebilmektedir. Ancak geçmişte bu mümkün değildi. Bu nedenle konulan sınırlar, insanı Neden evlatlığın eşiyle evlenildi? sorusu üzerinden düşündürmeye ve sorgulamaya yönlendirirken, aslında ilkenin netliğini ortaya koymaktadır.
Ayrıca, bir kadının boşanma sonrasında belirli bir süre (iddet süresi) beklemesi de bu amaca yöneliktir. Bu bekleyişin temelinde neslin korunması vardır. Kısacası, evladım denilen kişi biyolojik evlat değilse, başka birine aittir; dolayısıyla o kişinin boşandığı bir kadınla evlenmek İslam hukukuna göre caiz kabul edilir.