Merhabalar, forumda yeniyim ama bilgi sahibi olduğum bir konu görünce deneyimimi paylaşmak istedim, biraz uzun olmuş olabilir 😅
Lazer markalama işiyle 4-5 yıl uğraştım, hediyelik eşya dükkanıyla birlikte yürüttüm. Tek işim markalama değildi ama geceleri aylarca sadece markalama yaptığım dönemler de oldu.
Trendyol ve benzeri platformları açıkçası pek önermiyorum. Rekabet çok fazla, fiyat yarışına giriyorsunuz. Bir de kişiselleştirme işlerinde ekstra dert çıkıyor; müşteri ismini yazmayı unutuyor, fontu beğenmiyor, düşük puan veriyor... Bir de platformların komisyonları, iade süreçleri cabası. Kişiselleştirilmiş bir ürün iade edildiğinde o ürün çöpe gidiyor, başka birine satamazsınız. Komisyonlar, kargo maliyetleri, iade derken zaten düşük olan kar marjınız iyice eriyip gidiyor. Hem zaman hem sinir hem de para kaybı, en azından benim için öyle oldu.
Instagram/TikTok üzerinden gidecekseniz ürün yelpazenizi çok geniş tutmayın, başlangıçta belirli ürünlere odaklanın. Kalem, termos, defter gibi şeyler örnek olarak söylüyorum, illa bunlar olacak diye bir şey yok. Önemli olan az ürünle işi oturtmak; hem üretim hızlanır hem müşteri taleplerini daha rahat yönetirsiniz hem de o ürün üzerinde gerçekten hız kazanırsınız. Her şeyi aynı anda yapmaya çalışırsanız ne markalamanız hızlanır ne de içerik üretiminiz oturur. Bir ürünün hype'ı düşerse veya talep azalırsa zaten yeni bir şey deneme fırsatı olur, ya da işleri halletme konusunda hız kazandıkça yavaş yavaş yeni ürünler ekleyebilirsiniz. Özel günlerde de yelpazeyi geçici olarak genişletmek mantıklı olabilir, o dönemlere özel ürünlerle hem görünürlük artar hem de satış fırsatı çıkabilir.
Şablon sayısını da sınırlı tutun, her ürün için 3-5 standart font ve şekil yeterli. "Şu köşeye şu logo, şuraya şu şekil olsun" gibi detaylı istekler gerçekten zaman alıyor, düğmeye bas çıksın iş değil bunlar. O tür ekstra özelleştirmeleri ayrıca ücretlendirin. Fotoğraf baskı veya efir isteyenler için de ayrı fiyat belirleyin.
Çevreniz varsa kurumsal ve toplu işler en karlı kısım. Yoğun oluyor ama kısa sürede iyi para kazandırıyor. Öğretmenler Günü, meslek günleri gibi özel dönemlerde dernek, kurum, sendika gibi yerler toplu ürün alımı yapıyor ya da ellerindeki ürünleri markalatıyorlar. O dönemleri takip edip önceden iletişime geçin, ya da sosyal medyadan reklam verin. Benim kendi sürecimde de ilk dönemde sosyal medyaya odaklanmıştım, o kısmı tam beceremedim diyebilirim ama yine de az da olsa müşteri geliyordu, o benim eksi tarafımdı. Zamanla bulunduğum yerde kurum, dernek, sendika ve işletmeler arasında referanslarım artınca oralardan bazen tekli bazen toplu işler gelmeye başladı. Sosyal medyadan da ara sıra iş geliyordu ama oranı azdı, ağırlık hep çevremden gelen işlerdeydi. Tabi bu çevre oluşumunda fiziksel hediyelik dükkanımın olması da etkili oldu bence, insanlar sizi görüyor, tanıyor. Bir de sadece markalama değil madalya, plaket gibi baskı işleri de yapıyordum, bu da farklı müşteriler bulmamda artı oldu.
Cihaz alımında yurt dışından almak daha ucuz ama teknik servis konusunda çok sıkıntı çekebilirsiniz. Arıza olduğunda uzaktan destek almak gerçekten zor. Mümkünse Türkiye'den, teknik servisi olan bir yerden alın. Başta biraz fazla ödersiniz ama sonradan çok daha rahat edersiniz.
Son olarak ilk başta kazanç düşük olacak, bunu göze alın. Sosyal medyada bir süre içerik üretip kendinizi kanıtlamanız gerekiyor. Cihaz maliyetini çıkarmak ortalama 1-2 yıl sürebilir ama yaptığınız işe göre çok daha kısa da olabilir. Bir de şunu ekleyeyim, bulunduğunuz şehirdeki network'ünüzü de ihmal etmeyin. Çevrenizden gelen ilk işler hem güven verir hem de referans oluşturur, ağızdan ağıza yayılan bir müşteri kitlesi sosyal medyadan çok daha hızlı sonuç verebilir bazen.