35 yaş… Takvimde sıradan bir sayı gibi durur; ama bir dizeye dokundu mu, birden “hayatın ortası” olur. Cahit Sıtkı’nın “Dante gibi ortasındayız ömrün” sözü aslında tek bir şaire selam değil; yüzyıllar boyunca taşınmış gizli bir hesabın kapısı: Kutsal metinde “ömrümüz yetmiş yıl” diye çizilen sınır, Dante’de 35’te başlayan karanlık bir ormana dönüşür; Cahit Sıtkı’da ise aynı eşik, modern insanın en tanıdık duygusunu uyandırır: zamanın hızlandığı hissi.
Bu üçlü zincir bir şeyi fısıldar: “Orta” dediğin yer, yaşın ortası değil; hayatın muhasebesinin başladığı yerdir. Ve en sarsıcı tarafı şu: Metinlerin kurduğu “ideal ömür” matematiği ne kadar kusursuz görünse de, hayat çoğu zaman o hesabı yarım bırakır—bu yüzden 35, sadece bir eşik değil, insanın kendine yakalandığı andır.

Meraklıları için detaylı yazımı buradan okuyabilirsin: https://halilibrahimaykut.com.tr/blog/35-yasin-sirri-bir-dizeyle-acilan-uc-kapi