Dört kişinin işini yapıyorsun.
İnsanlar çıkarılıyor, yük sana bindiriliyor.
Hastayken bile “idare et” deniyor.
Evden çalışmayı bir lütuf gibi görüp sonra geri alıyorlar.
Zam soruyorsun, net cevap yok.
Herkese ne yapılıyorsa deniyor ama herkes senin yaptığını yapmıyor.
Bu düpedüz sömürü.

“Çocukların gözüne bakamadım.”


Bak, bir insanı asıl burada kırıyorlar. Bende bir babayım..
Sen işten değil, onurunla sıkıştırıldığını hissediyorsun.
“Salak yerine konuluyorum” demen boşuna değil. Çünkü seni öyle hissettirmişler.
Arabada ağlaman da zayıflık değil.
Bir noktada insanın sinir sistemi “yeter” diyor.


Sonra (bugün değilse bile yakında) şunları soğukkanlı düşünmek gerekecek:
Bu iş bu yükle sürdürülebilir mi?
Yazılı görev tanımın var mı?
Yaptığın ekstra işler kayıt altında mı?
Alternatif iş bakmaya başlasan ne olur?
Aynı emeği başka yerde daha az yıpranarak verir misin?
Ama bunları şimdi değil.

Şu an sen bir babasın, bir eşsin, bir emekçisin ve canın yanıyor.

Rahatla ağla bunun çözümü şu anda yok sadece anlatmak..