6 Şubat depremine yakalanan ailelerden biriyim. Deprem sırasında yatak odasında gardırobun üzerindeki büyük bir parça oğlumun yatağının yanına düştü. Karanlıkta göz yanılmasıyla oğlumun üzerine düştü sandım ve o an depremden çok, onu kaybettiğimi düşünerek donup kaldım. Oğlum henüz 2 aylıktı.
Bu olay bende kalıcı bir travma bıraktı. En ufak bir depremde, dolapların üstü boş olmasına rağmen hâlâ bir şey düşecekmiş hissi yaşıyorum.


Bir diğer travmam ise deprem günü yağan karla ilgili. O gün çok zorlandık, herkes hazırlıksız şekilde incecik dışarı çıkmıştı ve donuyorduk. Bu yüzden artık kar yağdığında uyuyamıyorum; her kar yağışında yine deprem olacakmış gibi hissediyor, mont ve atkılarımızı yatağın yanına koyuyorum.O gün sabaha kadar saat başı uyanıyorum.


Gözümün önünden gitmeyenler ise:
  • Yıkılan binaların içinden gelen çığlıklar
  • Soğuktan titreyen bebeklerin hıçkırarak ağlaması
  • Gıda bulamayan insanların tek bir bisküviyi bile bölerek paylaşması
  • Kar eritip suyunu içmeye çalışan insanlar
  • 300 TL’ye almak zorunda kaldığım bir paket makarna
  • Yağmalama yapan sığınmacılar
  • Yardımların içinden çıkan, küçük çocukların yazdığı teselli notları… Özellikle tek montu olmasına rağmen montunu gönderen bir çocuğu hiç unutamıyorum; beni en çok etkileyen anlardan biriydi.
Benim gibi depremden sonra sizde kalan korkular varsa, paylaşmanızı isterim.