Bir hikaye;
Yıllardan 1996. Musa Eroğlu abimizin bu şarkısı piyasaya yeni yeni çıkmış. O zamanlar 17 yaşındaydım. Tam kanımızın deli aktığı zamanlar. Babamın bir bakkal dükkanı vardı. Ve her pazartesi günü köyden kadınlar gelir, bizim bakkalın önüne küçük tezgahlar kurup köy ürünleri satarlardı. Tam bizim bakkalın kapısının yanında babaannesiyle birlikte bir kız gelirdi. Ara sıra babaannesinden gizli bana bakıp bakıp yüzüme gülümserdi. O gülümsedikçe benim de dünyam güzelleşirdi. O bana tatlı tatlı gülümsedikçe, kendimce heralde benden hoşlanıyor diye düşünürdüm ve onu bu klipte oynayan bayana benzettiğim için kendi kendime köylü güzelim derdim. Pazartesi günü akşam olup onlar gidince, 1 hafta boyunca onu düşünüp, gelecek pazartesi günü bir yolunu bulup kesin onunla konuşacağım diye kendimi cesaretlendirirdim. Ama beklediğim pazartesi günü gelince hiçbir zaman o cesareti bulup da onunla konuşamadım.
Sonra pazara gelmemeye başladılar. 1 hafta oldu, 2 hafta oldu haftalar oldu bir daha gelmediler. Sonunda orda pazarcılık yapan bir teyzeye sordum. Buraya bir kız ve babaannesi geliyordu onlar neden artık gelmiyor diye. O teyze de onların bir akşam köye dönerken yolda kaza geçirdiklerini ve kazada babasıyla birlikte babaannesinin ve kendisinin öldüğünü söyledi. Ben o kızın ismini bile o öldükten sonra öğrendim. Uzun lafın kısası siz sevdiklerinize sevdiğinizi bugün söyleyin. Çünkü yarın gerçekten çok geç olabiliyor.
Şimdi yaş oldu 38. Evlendik, çoluk çocuğa karıştık. Ama ne zaman Musa Eroğlu abimizin Halil İbrahim şarkısını bir yerlerde duysam, o köylü güzeli aklıma geliyor. Ve aynı gülümsemesiyle bana bakıyor. Mekanları cennet olsun.
https://youtu.be/kmzOyu0s-4M?si=hUSNjn6fcTrJesdR
Türkünün hikayesi;