Açıkçası kimse yanlış anlamasın; konu sadece paylaşımlı ya da VPS seçimi değil.
Türkiye’deki barındırma firmalarına karşı da temkinli olmak gerektiğini düşünüyorum.
Bunun sebebi “kötüler” demek değil; tecrübeyle sabit bazı gerçekler var.
Türkiye’de özellikle paylaşımlı ve reseller hosting tarafında:
  • Hack vakaları oldukça sık yaşanıyor
  • Aynı sunucuda çok fazla hesap barındırılıyor
  • İzolasyon ve güvenlik önlemleri çoğu zaman yetersiz kalabiliyor
  • Bir sitedeki açık, diğer siteleri de etkileyebiliyor
Bu durumun sonucunda:


“Benim sitemle alakası yok ama kapatılan yine benim hesabım oluyor”
senaryosu sıkça yaşanıyor.



Buna ek olarak günümüzde ayrı bir problem daha var:
Herkes hosting firması olmuş durumda.
Bir sunucu kiralanıyor, bir panel kuruluyor ve ertesi gün “hosting firması” açılıyor.
Altyapı bilgisi, güvenlik tecrübesi, kriz yönetimi ya da saldırı senaryoları düşünülmeden hizmet verilmeye başlanıyor.
Bu durum:
  • Güvenlik standartlarının düşmesine
  • Sunucuların aşırı doldurulmasına
  • Olası bir sorunda “kapat geç” yaklaşımına
  • Kullanıcının mağdur olmasına
neden oluyor.
Bu, sektör için açıkçası iyi bir şey değil.
Çünkü barındırma hizmeti; sadece disk alanı satmak değil, sorumluluk almaktır.
Çoğu zaman sorun kullanıcıdan çok altyapının kendisinden kaynaklanıyor.
Sunucu tarafında doğru izolasyon, güncel güvenlik politikaları ve proaktif önlem yoksa; en temiz site bile risk altına girebiliyor.
Bu yüzden mesele sadece:
  • Paylaşımlı mı?
  • VPS mi?
değil.
Asıl mesele:


Altyapı kalitesi, güvenlik anlayışı ve kriz anında verilen destek.


Doğru yapılandırılmış bir paylaşımlı hosting, kötü yönetilen bir VPS’ten daha güvenli olabilir.
Ama kötü yapılandırılmış bir paylaşımlı sunucuda, en dikkatli kullanıcı bile zarar görebilir.