Bir Müslüman olarak konuya hem inancım hem de gözlemlerim çerçevesinden bakıyorum. Cin kavramı bizde ve Orta Doğu kültüründe Kuran-ı Kerimde geçtiği için tartışmasız bir gerçek ve inanç esasımızdır. Ancak meseleyi biraz genişlettiğimizde ilginç bir tablo çıkıyor:
Batı dünyasında veya İskandinav ülkelerinde kimse 'bana cin musallat oldu' demez. Onlar buna 'demon' (iblis), 'spirit' (ruh) veya İskandinav folklorundaki gibi doğaüstü başka isimler verirler. Yani aslında olgu aynı, ama her toplum kendi inanç setine göre bir 'etiket' yapıştırıyor. Biz 'peri' veya 'hayalet' hikayelerine gülüp geçerken, konu 'cin' olunca inancımız gereği ciddiye alıp korkuyoruz; çünkü referans noktamız dini metinler.
Bilimsel pencereden baktığımızda ise durum daha net: Eskiden 'cin çarpması' denilen birçok durumun altında bugün Disosiyatif Kimlik Bozukluğu veya Şizofreni gibi psikolojik rahatsızlıkların yattığını biliyoruz. Keza halk arasında 'karabasan' dediğimiz olay, tıbbın çok net açıkladığı bir uyku felci durumudur.
Özetle; inancımıza göre varlıkları haktır ancak bugün yaşadığımız çoğu 'doğaüstü' deneyimin temelinde aslında psikolojik süreçler ve kültürel kodlar yatıyor. Bir İsveçli ormanda gördüğü karaltıyı 'Trol' sanıp korkarken, biz 'Cin' diyoruz. İşin özü, insan bilmediği ve korktuğu şeye kendi dilinde bir isim veriyor