İnsanlar sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor. Bunu düşündükçe gerçekten hayret ediyorum. Nasıl bu hâle geliyorlar, aklım almıyor. Nasıl bu kadar acımasız, bu kadar düşüncesiz, bu kadar görgüsüz olunabiliyor? Bazen çok basit şeylerde bile bunu görüyorsun. Mesela bir köpek karşıdan karşıya geçerken sağa sola bakıyor. İçgüdüsel olarak tehlikeyi hissediyor. Ama bazı insanlar bunu bile yapmıyor. Yola fırlıyor, kimse var mı yok mu umursamıyor. Ne kendi canını düşünüyor ne başkasını. “Bana bir şey olmaz” kafasıyla yaşıyor herkes. En çok da bu rahatlık şaşırtıyor beni. Kimse yaptığının sonucunu düşünmüyor. Attığı adım başkasına zarar verir mi, söylediği söz karşısındakini incitir mi… Bunlar artık kimsenin umurunda değil gibi. Herkes sadece kendine bakıyor. Gerisi boş. Bir de işin acı tarafı şu: Bunları garipsediğinde, sorguladığında tuhaf bakanlar oluyor. “Çok kafaya takıyorsun”, “hayat böyle”, “boşver” diyorlar. Ama ben boşveremiyorum. Çünkü boşverdiğimiz her şey büyüyüp karşımıza çıkıyor. Bugün küçük görünen şeyler, yarın çok daha büyük sorunlara dönüşüyor. Bazen kalabalığın içinde bile yalnız hissetmem bundan. Etrafım insan dolu ama gerçekten aklı başında, iki kelime oturup konuşabileceğin insan sayısı çok az. Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor. Herkes hak istiyor ama kimse sorumluluk almak istemiyor. Belki sorun bendedir diye de düşünüyorum. Acaba ben mi fazla düşünüyorum, fazla takıyorum? Ama sonra etrafa bakıyorum. Hayır, sorun düşünmek değil. Asıl sorun düşünmemek.