Soru aslında biraz yanlış bir varsayımla başlıyor. Allah neden bizi sorgulama ihtiyacı duyuyor?

İslam felsefesinde sorgulama, Allah'ın bilmediği bir şeyi öğrenmesi için değil. Allah, zaten her şeyi bilir. Sorgulamanın aslı, insanın kendi yaptıklarıyla yüzleşmesi içindir.

Mahşer dediğimiz alan Allah'ın bilgi edinme alanı değil insanların kendileriyle yüzleştiği ve adaleti bizzat gördükleri alanıdır.

Biraz daha basit bir şekilde anlatmak gerekirse okul örneği verelim. Öğretmen, öğrencinin sınavdan kaç alacağını biliyor. Buradaki sınavın amacı öğretmen değil öğrencinin kendini test etme ve hak ettim demesi içindir. Sınav olmasaydı eğer öğrenci öğretmenine neden bana bu notu verdin diyebilir ve tam karşılığını alamayacağı cevaplarla sorusu havada kalabilirdi.

İnsan irade sahibi bir varlıktır. İradenin olduğu yerde sonuç da vardır. Sonuç olmayan yerde de seçimlerin önemli yoktur. Sizin hayır cevabınız aslında yaptıklarımın objektif bir karşılığı olsun istemiyorum demek.

Sizin pencerenizde bakıldığında zalimle mazlum, iyilikle kötülük aynı yerde durur. Bu da adaletin değil anlamsızlığın olduğu bir evren anlamına gelir.

İslamiyet'e göre yapılacak olan hesap, insanoğlunu değersizleştirmek için değil aksine ciddiye alındığını göstermek içindir.

Sorgulanmayan varlığın eşyadan farkı yoktur. Sorgulanan ise özneye sahiptir.

Kesin var mı sorusu tamamen iman ile alakalıdır. İman, matematiksel kesinlik değil bir bilinçli tercihtir. Kesin emin olduğunuz bir şeye inanmak da iman olmazdı ve haliyle imtihan da olmazdı.

Konuyu toparlayacak olursak, Allah sorguladığı için değil de insanı irade sahibi olarak yarattığı için hesap vardır. Hesap ise Allah'ın ihtiyacı olan bir şey değil, adaletin tamamlanmasıdır.