Altın Bizde, Kuralları Biz Koyarız
Düşün sene 1944; dünya savaşın ortasında patlıyor, Avrupa yanıyor. İngilizi, Fransızı bitik durumda. O sırada ABD çıkıyor diyor ki:
"Beyler, ticaret yapalım diyoruz ama her seferinde gemilere tonlarca altın yükleyip okyanus geçirmek sakat iş. Korsanı var, batması var... Gelin şöyle yapalım:" -"Benim kağıdım (Dolar) altındır": "Siz dolara güvenin. Ben kasama attığım her 35 dolar için 1 ons altın koyuyorum. Söz, namus! İstediğiniz an getirin kağıdı, alın altını."
-"Hepiniz bana bağlanın": "Lira mı, Mark mı, Pound mu takas edeceksiniz? Önce dolar üzerinden fiyat belirleyin, sonra birbirinize satın."
Diğer ülkeler de bakıyor; elde avuçta bir şey yok, ABDnin kasası altın dolu. "Tamam reis, senin dediğin olsun" diyorlar. İşte
Bretton Woods dediğimiz o masadaki el sıkışma, ABD'ye dünyanın "kasa sorumlusu" yetkisini veriyor.
Asıl bomba 1971'de patlıyor. ABD bakıyor ki para yetmiyor, karşılıksız basmaya başlıyor. Diğerleri "Hani altın?" deyince, ABD Başkanı Nixon çıkıp
"Altın maltın yok kardeşim, işine gelen doları böyle kullansın" diyor.
Resmen masayı deviriyor ama kimse "Hop ne oluyor?" diyemiyor. Neden?
- Çünkü herkesin elinde dolar var: Eğer sistem çökerse herkesin parası çöp olacak. "Bindiğimiz dalı kesmeyelim" diyorlar.
- Petrolün tapusu: ABD gidip Araplarla anlaşıyor: "Petrolü sadece dolarla satacaksınız, ben de sizi koruyacağım." Böylece dünya üzerinde araba yürüten, fabrika çalıştıran herkes mecburen dolar aramaya başlıyor.
Dediğin gibi; biz TL basınca piyasada para çoğalıyor, mal aynı kalınca fiyatlar fırlıyor (enflasyon). Ama ABD dolar basınca, o dolar sadece New York'ta kalmıyor. Bizim Merkez Bankası'na geliyor, Çin'e gidiyor, Afrika'daki elmas tüccarına gidiyor. Yani ABD enflasyonunu tüm dünyaya "servis ediyor".
Kısacası: Adamlar zamanında "sistemi biz kurduk, hakem de biziz, top da bizim" demişler; hala o maçın bitmesini bekliyoruz.
Not: yazmaya üşendiğimden ai ile yazdırdım, tarih bilgimle ai çıktısının halüsinasyon görmediğini doğrulayarak paylaşıyorum.