• Din alimleri (mullahlar) ve dini elitlere neredeyse tam dokunulmazlık → Kanun, vatandaşları dört sınıfa ayırıyor: En üstte din alimleri/scholars (ulema), sonra soylular/nobles, orta sınıf ve alt sınıf. Madde 9'a göre, bir din alimi suç işlerse sadece "uyarı" (nasihat) alır; ağır ceza uygulanmaz. Bu, din adamlarına fiili dokunulmazlık veriyor. Rawadari, bunu "din adamlarını yasanın üstüne çıkaran" ve "bazı insanları dokunulmaz kılan" bir düzenleme olarak nitelendiriyor. Taliban'a yakın din adamları ve yargıçlar da bu kapsama giriyor; alt sınıflar (özellikle fakirler) ise aynı suç için hapis + bedensel ceza (kırbaç, dayak) alabiliyor. Bu, eşitlik ilkesini tamamen yok sayıyor ve "ortaçağdan beter" bir ayrımcılık olarak eleştiriliyor.
  • Vatandaşlara "günah gören" kişiyi şahsen cezalandırma yetkisi → Madde 4, fıkra 6'ya göre, herhangi bir Müslüman, bir "günah" (ahlaksızlık, günah) işlendiğine şahit olursa kendisi cezalandırabilir. Bu, keyfi linç, dayak veya şiddet olaylarını yasallaştırıyor. İnsan hakları grupları, bunun Taliban yanlısı kişilerin muhalifleri veya sıradan insanları hedef almasına zemin hazırladığını söylüyor.
  • Dini azınlıklara ayrımcılık ve "bid'at" (yenilikçi/sapkın) damgası → Madde 8, Hanefi Sünni mezhebi dışındaki inançları (Şii, İsmaili, Ahl-e Hadith, Hindu, Sih vb.) "bid'at ehli/innovators" olarak tanımlıyor. Bu, dini azınlıkları ayrımcı şekilde hedef alıyor ve cezaları ağırlaştırabiliyor. Rawadari, bunu din özgürlüğü ihlali olarak kınıyor.
  • Muhalifleri "baghi/asi" ilan edip idam kolaylığı → Muhalifler veya eleştirmenler "isyancı" olarak etiketlenirse, "kamu zararı ancak öldürmekle giderilir" ifadesiyle idam yetkisi veriliyor. Adil yargılama güvenceleri (avukat, susma hakkı, delil standartları) büyük ölçüde yok; itiraf ve tanıklık esas alınıyor, işkence riski artıyor.
  • "Ahlaksızlık yerleri"nin yıkımı ve muğlak yasaklar → Madde 13, "fesat/yolsuzluk yerleri"nin yıkılmasına izin veriyor ama neyin "ahlaksızlık" olduğu tanımlanmıyor. Bu, berber dükkanları, güzellik salonları, kültürel mekanlar veya dans/müzik etkinlikleri için keyfi yıkım ve cezaya yol açabiliyor. Dans etmek/izlemek zaten "yolsuzluk toplantısı" kapsamında yasak.
  • Genel olarak sınıf temelli adaletsizlik → Aynı suç için ceza, kişinin sosyal statüsüne göre değişiyor: Din alimleri uyarılır, alt sınıflar kırbaçlanır veya hapsedilir. Bu, uluslararası hukukta yasak olan kölelik (ghulam terimiyle resmen tanınıyor), ayrımcılık ve insan onuruna aykırı.
  • Kölelik yasal hale getirildi → Evet, doğru. Kanunda "ghulam" (köle) ve "köle" terimleri birden fazla maddede kullanılıyor (örneğin Madde 4 ve 15). Köleler ile özgür kişiler arasında ayrım yapılıyor ve cezalar buna göre farklılaşıyor. İnsan hakları grupları (Rawadari, Afghanistan International) bunu köleliğin resmen tanınması olarak nitelendiriyor ve uluslararası hukukta mutlak yasak olan bir durum olarak kınıyor.
  • Muhaliflere idam cezası getirildi → Evet, doğru. Kanun, "asi/rebel" (isyan eden, muhalif) olarak tanımlanan kişilere karşı ölüm cezasını öngörüyor. "Rebel"in zararı kamu niteliğinde ve ancak öldürmekle giderilebilir" gibi ifadeler var. Muhalifleri ve eleştirmenleri idamla cezalandırma yetkisi mahkemelere veriliyor.
  • Çocuğa yönelik cinsel şiddet suç kapsamı dışında bırakıldı → Kısmen doğru ve çok ciddi bir eleştiri konusu. Kanun, çocuklara fiziksel şiddeti yalnızca "kemik kırığı veya deri yırtılması" gibi ağır sonuçlar doğurursa yasaklıyor. Diğer fiziksel, psikolojik veya cinsel şiddet türlerini açıkça kapsam dışı bırakıyor veya belirsiz bırakıyor. Rawadari örgütü, bunun çocuk istismarını (özellikle cinsel) fiilen cezasız kıldığını belirtiyor. Bacha bazi gibi geleneksel çocuk cinsel istismarı uygulamalarına karşı net bir yasak getirilmiyor.
  • Kadınlar, eşlerinden habersiz ailelerini ziyaret ederse; hem kadın hem ailesi hapis cezasına çarptırılıyor → Doğrudan bu ifade yok, ancak Taliban'ın genel kadın kısıtlamaları (erkek refakatsiz seyahat yasağı, mahrem olmayan erkekle bir arada bulunma yasağı) ve yeni kanundaki "yolsuzluk toplantıları" gibi muğlak tanımlar bu tür cezaları mümkün kılıyor. Kadınların hareket özgürlüğü zaten ağır kısıtlı; aile ziyareti bile "izin alınmadan" yapılırsa hapis veya başka ceza riski taşıyor. Kanun bu tür fiilleri dolaylı olarak ağırlaştırıyor.
  • Kadına yönelik şiddet, kalıcı sakatlık oluşmadığı sürece meşru kabul ediliyor → Evet, büyük ölçüde doğru. Kanun, aile içi veya "efendi-köle" ilişkilerinde şiddeti yalnızca kalıcı hasar (kemik kırığı, deri yırtılması) varsa yasaklıyor. Daha hafif şiddet (dayak, psikolojik baskı) için babaların, kocaların veya "efendilerin" yetkisi tanınıyor. Bu, kadın ve çocuklara yönelik kurumsal şiddeti meşrulaştırıyor olarak yorumlanıyor.
  • Dans etmek ve dans izlemek yasaklandı → Evet, doğru. Kanun, "yolsuzluk toplantıları" veya "ahlaksız etkinlikler" gibi muğlak ifadelerle dansı, müzikli toplanmaları ve izlemeyi cezalandırılabilir hale getiriyor. Bu, Taliban'ın mevcut uygulamalarını (kültürel etkinliklere yasak) yasallaştırıyor ve keyfi tutuklamalara zemin hazırlıyor.