https://youtu.be/F2a9plnWqXY?si=wplyRyt7L9Ut1ZEH


Kaç kişi olayın içindeydi kim bilir 1 kişi bile yakalanmadı.

1. Adli Tıp Verileri (Karbonmonoksit Raporu)


En somut "bilimsel" veri budur. 2024 yılında Adli Tıp Genel Kurulu (30 üyenin oy birliğiyle) çok kritik bir rapor yayınladı:
  • Eski Rapor: 2011'de hazırlanan raporda, kanda bulunan karbonmonoksitin "ölümden sonra da artabileceği" iddia edilmişti.
  • Yeni Bilimsel Veri (2024): Genel Kurul, "ölümden sonra kanda karboksihemoglobin oluşmayacağını" bilimsel olarak tescilledi.
  • Sonuç: Pilotun kanında %26, gazeteci İsmail Güneş'in kanında %27 oranında karbonmonoksit bulunması, bu kişilerin helikopter henüz havadayken bir gaza maruz kaldığı ihtimalini %100'e yakın bir teknik kesinliğe taşıdı. Bu, pilotun neden bayıldığını veya kontrolü kaybettiğini açıklayan en güçlü "suikast/sabotaj" kanıtıdır.

2. Teknik Cihazların Kaybolması (GPS ve Argus 5000)


Bilimsel inceleme için en gerekli olan veri depolama cihazları (Argus 5000 ve Skymap IIIC) üzerinde yapılan teknik incelemeler şüpheyi artırıyor:
  • Çelişki: Helikopterin enkazında bu cihazların söküldüğüne dair fotoğraflar mevcut. Vidaların hiçbir deformasyon olmadan sökülmüş olması, cihazların "kaza anında" değil, "insan eliyle" yerinden çıkarıldığını teknik olarak kanıtlıyor.
  • Kayıp Veri: Bu cihazlar helikopterin hızını, açısını ve rotasını saniye saniye kaydediyordu. Bu verilerin yok edilmesi, olayın teknik analizini imkansız hale getirmek için yapılmış bir "delil karartma" olarak görülüyor.

3. Radar Kayıtları ve Jet Hareketliliği


Hava Kuvvetleri radar kayıtları üzerinde yapılan teknik analizler:
  • Kazanın olduğu dakikalarda bölgede askeri jetlerin uçtuğu ve helikopterin çok yakınında "dalış" yaptıkları tespit edildi.
  • Türbülans Etkisi: Havacılık fiziğine göre, bir jetin yarattığı türbülansın (wake turbulence), o bölgedeki küçük bir helikopteri kontrolden çıkarıp düşürme ihtimali bilimsel bir gerçektir.

Genel Değerlendirme ve İhtimal Analizi


Eğer sadece "hava şartları ve pilotaj" verilerine bakarsanız, olayın bir kaza olma ihtimali teknik olarak mümkündür. Ancak;
  1. Kandaki gaz oranı (2024 Adli Tıp Raporu),
  2. Kayıp cihazların sökülme biçimi,
  3. Radar kayıtlarının bir kısmının silinmiş olması gibi "teknik anomaliler" bir araya getirildiğinde;
Bağımsız hukukçular ve teknik uzmanların büyük bir kısmı, olayın bir "organize müdahale" (suikast/sabotaj) olma ihtimalini, "kaza" ihtimalinden çok daha yüksek görmektedir. Bilimsel verilerin (özellikle son Adli Tıp raporu) bu dosyadaki "kaza" tezini büyük ölçüde çürüttüğünü söylemek yanlış olmaz.