Evet, çok doğru bir tespit. İzlesene bir dönem gerçekten tek başına bir devdi.
2006–2012 arasında Türkiye’de video denince akla gelen ilk siteydi. YouTube Türkiye’de ya kapalıydı ya da çok yavaştı, Türkçe içerik azdı. İzlesene ise:
  • Tamamen Türkçe arayüzlüydü
  • Yerli içerik üreticilerini destekliyordu
  • Dizi sahneleri, komik videolar, klipler, amatör içerikler vardı
  • İnternet kafelerde bile ana sayfa olarak açıktı
O dönem için “Türkiye’nin YouTube’u” denirdi.
Sonra yavaş yavaş geride kaldı. Bunun birkaç temel sebebi var:
Birincisi, YouTube’un algoritma ve keşif sistemi.
YouTube içerik üreticisine izlenme, gelir ve büyüme imkânı sundu. İzlesene bu konuda zayıf kaldı. Üreten kişi doğal olarak YouTube’a geçti.
İkincisi, mobil devrimi kaçırmaları.
YouTube mobilde çok erken güçlü uygulamalar çıkardı. İzlesene mobil deneyimde geride kaldı.
Üçüncüsü, yatırım ve global rekabet.
YouTube’un arkasında Google vardı. Sunucu, bant genişliği, öneri sistemi, reklam altyapısı… İzlesene’nin bunlarla yarışması çok zordu.
Dördüncüsü, kullanıcı alışkanlığı.
Bir noktadan sonra insanlar “video = YouTube” diye düşünmeye başladı. Marka hafızası kayboldu.
Bugün site teknik olarak açık ama:
  • Aktif içerik yok
  • Topluluk yok
  • Üretici yok
  • Trafik yok
Bir nevi dijital bir hayalet şehir gibi.
Aslında bu durum Türkiye internet tarihinin güzel ama biraz da hüzünlü örneklerinden biri:
Doğru zamanda doğmuş, yanlış zamanda büyüyememiş bir platform.