30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilen "Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun" bu tür oluşumları men eder.
Ayrıca 1982 Anayasası'nın 174. maddesi, yukarıda bahsi geçen 677 sayılı kanunu
"İnkılap Kanunları" (Devrim Kanunları) statüsüne alarak özel bir koruma sağlar.
- Madde 174: Anayasa'nın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyeti'nin laiklik niteliğini koruma amacını güden bu kanunların, Anayasa'ya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.
Yani; hiç kimse mahkemeye gidip "Tekke ve zaviyelerin kapatılması benim din özgürlüğüme veya örgütlenme özgürlüğüme aykırıdır, bu kanun iptal edilsin" diyemez.
Peki nasıl oluyor da bunlar varlıklarını sürdürüyor? Hukuken "tarikat" olarak örgütlenemeyen bu yapılar, Türk Medeni Kanunu'ndaki
Dernekler ve
Vakıflar mevzuatından yararlanarak yasal statü kazanıyorlar. Hemen hemen hepsi ya vakıf ya dernek olarak statü kazanıp şeyh (vakıf/dernek başkanı) ve mürit (üye) olarak görünüyorlar.
Malumunuz bu dernek(?) ve vakıf(?) üyeleri de devletin hemen hemen her kademesinde yer aldıkları için önü kesilemiyor.
Kabaca böyle.