Bence burada asıl mesele kişinin daha önce evlenmiş ya da boşanmış olması değil, o evliliğin neden bittiği ve bugün hayata nasıl baktığıdır. Ben hiç evlenmedim. Karşımdaki kişi daha önce evlenip boşanmış olsa da, çocuğu yoksa ve geçmişiyle gerçekten yüzleşmiş, dersini almış biriyse ciddi ilişki ve evlilik düşünebilirim.
Şunu da kabul etmek gerekiyor: Günümüzde evlenmeyenlerin büyük bir kısmı zaten uzun süreli ilişkiler yaşıyor, aynı evi paylaşıyor, sorumluluk alıyor. Yani kağıt üzerinde evli değiller ama fiilen evlilik hayatını yaşayan çok insan var. Bu yüzden 18–20 yaş üstü biri için “hiçbir şey yaşamamış” demek çok gerçekçi gelmiyor bana.
Benim için asıl önemli olan kafaların uyumlu olması, değerlerin benzerliği ve karşımdaki kişinin düzgün, tutarlı biri olması. Bunlar varsa geçmiş ikinci planda kalıyor.
Kendi adıma kültürel uyumun da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bazen farklı kültürden biriyle iletişim daha net ve yıpratıcı olmuyor. Aynı kültürde ise ilk 6 ay ya da 1 yıl her şey yolunda giderken, sonradan bastırılmış karakterler ve alışkanlıklar ortaya çıkabiliyor. Bu da erkeğin ömründen en az 10 yıl çalabiliyor.
Özetle, geçmişten çok bugünkü hali, niyeti ve karakteri önemli. Kırmızı bayrak yoksa, iletişim sağlıklıysa ve iki taraf da ne istediğini biliyorsa ciddi ilişki ve evlilik gayet düşünülebilir.