fatih4364 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Ticaretle uğraşıyoruz, bir restoranımız var. Neyse hep şimdiye kadar dedim ki, kimsenin hakkı bize geçmesin bizden çıksın önemli değil. Bundan zerre pişmanlığım yok. Ayrıca personele bu noktada hep uyarı yapıyoruz, "evinize gelen bir misafir gibi ağırlayacaksınız" diyoruz. Allah en iyisini bilendir. Ancak biraz yüreğim buruk hocam.

Maneviyata önem veren, inan insanlar olarak bizler her şeyi düzgün yapmaya gayret ediyoruz ancak yan tarafındaki adam zerre önem vermezken insanlar onu tercih ediyor. Personel çalıştırıyoruz, part öğrenciler çalışıyor mesela haftada 2 gün, kesinlikle sigortasız personel çalıştırmıyoruz. Çalışma saatleri falan devlet memuru gibiler. Bahsettiğim diğer işletme zerre bu konuya da önem vermiyor. Bizim personeller baş kaldırıyor, mahkemelik oluyoruz, adam tıkır tıkır işini yürütüyor. Yani içinden çıkamadığım bir döngü içindeyim. "Dürüst olmak suç mu, kötü mü olmak lazım acaba?" diyordum ki konunuz karşıma çıktı. Biraz bu noktada içimde burukluk vardı.

Konunuz vesilesiyle kendimi toparlamaya çalışıyorum. Kazanan biz olacağız inşallah Allah razı olsun.
Allah'ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Hayırlı geceler dilerim. Allah cümlemizi razı olduğu kullarından eylesin inşaallah.

Gözlemlediğim bir şey var ise musibet müslüman olalım veya olmayalım bize uğruyor.
Bunlar ayetlerle sabit olarak bazılarına Allah'ın kendini hatırlatması için, bazılarının ise günahlarına kefaret olması veya şükür/sabır sınavı için, bazılarına bela olması gibi sebeplerle karşımıza çıkabiliyor.

Musibetlerden ve belalardan emin olmak için duaları eksik etmemek lazım.
Ek olarak, Allah iyilerle karşılaştırsın. Evet herkes Allah'ın kuludur, tevhidi bozmayalım. Ancak tağuta tapınmayan, ihtiyaç sahibi mümin kullara hayırlarda bulunmak muhakkak Allah katında daha kıymetlidir.
Her iki taraf için de dengeyi sağlamak gerek. Müşrik ve münafıklara dikkat etmeliyiz.

Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali


Bakara suresi, 273. ayet
Alıntı
(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
Maide suresi, 55. ayet
Alıntı
Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir.
Uygulaması zor belki ama kıymetli bir hadis

Alıntı
Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin zamanında bir kadın vardı.
Kocası eve girdiğinde onu sevecen ve tebessümle karşılardı.

Eğer kocasını mahzun ve üzgün görürse ona:
-“Ey efendim! Eğer senin hüznün âhiret için ise, Allâhü Teâlâ Hazretleri, senin hüznünü artırsın! Yok eğer senin üzgünlüğün dünya ve dünya malı için ise, Allâhü Teâlâ Hazretleri sana kâfidir!” derdi.

Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri, o kadının kocasına;
-“Ey falanca! Benden ona (eşine) selâm söyle ve ona haber ver ki, onun için yarım şehid sevabı vardır.“
Güzel yüreğinizi daraltmayın. Allah bize yeter. Geçimliklerimizi bize veren de O'dur.

Bazen belalar bile bizler için şükür vesilesidir. Her şeyde bir hayır vardır. Selamet ile.