Yıllardır bir oradan bomba atılıyor bir buradan bomba atılıyor adamların üstüne. Adamların bırakın kalacak evleri yiyecek ekmekleri yok. Ayrıca getirilmesinden tedavi edilmesine kadar Katarlılar sağlıyor. Yani sizin cebinizden bir şey çıkmıyor merak etmeyin, he çıksa da benim için sorun yok.
Söylediğin nokta zaten meselenin insani tarafını net biçimde ortaya koyuyor. Yıllardır savaşın ortasında kalmış, yaşam alanları yok olmuş, temel ihtiyaçlara bile erişemeyen insanlardan bahsediyoruz. Bu tabloyu görmeden yapılan tartışmalar ister istemez eksik kalıyor. Böyle bir durumda tedavinin kim tarafından karşılandığından çok,
bir insanın hayatta kalabilmesi asıl mesele olmalı.
Kaldı ki, masrafların Katar tarafından karşılanıyor olması da konunun çarpıtılmasını anlamsız hale getiriyor. Kimsenin cebinden bir şey çıkmıyor; çıksa bile, söz konusu olan bir insanın yaşam hakkıysa bunun üzerinden rahatsızlık üretmek zaten vicdanla bağdaşmaz. Devletler arası yardımlar, savaş ve insani kriz dönemlerinde tam olarak bu yüzden vardır.
Bu tür konular tartışılırken teknik detaylardan ya da politik reflekslerden önce,
insani gerçekliği görmek gerekiyor. Evini, düzenini, sevdiklerini kaybetmiş insanlar için atılan her adım, hangi ülke tarafından atılırsa atılsın değerlidir. Gerisi, ancak tali tartışma olur.
Olaya da zaten itiraz ettim ben ilaç alamayıp ölen birini görmedim demek vicdansızlık. Bir olay sizin dediğiniz gibi yanlış ise bin tane doğru olay var görmek isteyenler için. İlk mesajınız da pek bir imla kuralına dikkat etmediğinizden dolayı ai dedim. Konunun da tartışmaya dönmesini istemiyorum özetle cevabınız doğru olsa bile ben bu ülkede ilaç bulamayıp ölen görmedim demek vicdansızlıktır. Büyük ihtimalle uçağın Katar tarafından karşılandığı bilgisi de doğru, bu durumda gerekli haber ajanslarının bununla birlikte açıklaması gerekir ki kimse böyle yanlış düşünmesin.
Benim itirazım zaten acıya değil,
anlatının doğruluğuna.
Bu ülkede ilaç bulamayıp ölen yoktur gibi bir genelleme elbette vicdansızlık olur; buna katılıyorum. Ama burada söylediğim şey bu değildi. Dilek Özçelik özelinde anlatılan hikâyenin, kamuoyunda dolaştığı şekliyle
gerçeği yansıtmadığına dikkat çektim. Bir örneğin yanlış aktarılması, ülkedeki diğer gerçek mağduriyetleri yok saymak anlamına gelmez.
Bin tane doğru olay var demen zaten meseleyi özetliyor. Evet, var. Zaten sorun da tam burada: Gerçek ve ağır örnekler varken, bir olayı yanlış bağlamla anlatmak hem o kişiye hem de bu ülkenin gerçek sorunlarına haksızlık. Vicdan, acıyı çoğaltmakla değil,
doğru yerden göstermekle anlamlı olur.
Uçak meselesi gibi detaylarda da aynı noktadayım. Eğer bir bilgi kamuoyunda yanlış algı oluşturuyorsa, bunun net biçimde açıklanması gerekir. Aksi hâlde insanlar boşlukları kendi varsayımlarıyla doldurur. Bu da tartışmayı bilgi zemininden alıp duygu zeminine kaydırır.
Özetle:
Ben kimse mağdur değil demiyorum.
Ben her anlatı doğru değil diyorum.
Bu ikisi birbirine karıştırıldığında, iyi niyetli bir itiraz bile yanlış yere çekiliyor.
Bu yüzden konuyu uzatmak da istemiyorum. Söylediğim şey hâlâ aynı:
Vicdan, yanlış bilgiyle savunulmaz; doğru bilgiyle güçlenir. Not;
İlk mesajdaki imla meselesi için de şunu netleştireyim: O an hızlı yazılmış bir cevapti. Yazım biçimiyle içeriği aynı kefeye koymak doğru değil. Anlatmak istediğim şey metnin şekli değil, söylediği şeydi; tartışmayı da zaten üslup üzerinden değil, içerik ve bağlam üzerinden yürütmek gerektiğini düşünüyorum.