Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Aynen öyle hocam çoğu üretim tesisi, dışa bağımlılığı azaltacak fabrikalar kapatıldı veya satıldı . Sonuç olarak ABD Rusya peşinde koşuyoruz uçak ve savaş gemileri için. Biride sormuyor kaç senedir oyalanıyoruz? Ya bizde o potansiyel yok ya da tüketici olmak daha rahat geliyor.
Aynen öyle. Türkiye’de mesele potansiyel eksikliği değil, tercih meselesi.
Geçmişte dışa bağımlılığı azaltacak birçok üretim tesisi ya kapatıldı ya da özelleştirme adı altında işlevsiz hale getirildi. Bunun sonucu olarak bugün, savunma gibi hayati alanlarda bile ABD ve Rusya arasında gidip gelen bir tedarikçi arayışının içindeyiz.
Asıl düşündürücü olan şu:
On yıllardır “yerli ve milli” söylemi konuşuluyor ama neden bu kadar uzun süre oyalanıyoruz?
Bir uçağın, bir savaş gemisinin, bir motorun geliştirilmesi elbette zaman alır; fakat mesele zaman değil, süreklilik. Her siyasi dönemde yön değiştirildiğinde, bir önceki emeğin üstü çizildi.
Türkiye’de insan kaynağı var, mühendislik bilgisi var, coğrafi avantaj var. Yani sorun “yapamamak” değil.
Sorun; üretimin zor, sabır isteyen ve uzun vadeli olması. Tüketici olmak ise kısa vadede daha kolay ve daha az riskli görünüyor.
Çin’in farkı tam da burada ortaya çıkıyor. Zarar etse bile üretimden vazgeçmedi, teknoloji transferini zorladı, yerli sanayisini korudu. Türkiye ise çoğu zaman kolay olanı seçti.
Sonuç olarak;
Ya potansiyelimize gerçekten inanıp uzun vadeli bir üretim iradesi ortaya koyacağız,
ya da tüketen ama başkalarına bağımlı kalan bir ülke olmayı kabulleneceğiz.
Bu tercih, teknik değil zihinsel ve siyasi bir tercihtir.