Türkiye üretmedi söylemi tarihi olarak doğru değil.
Aksine, Türkiye çok erken başladı ama yarı yolda bırakıldı.
Cumhuriyetin ilk yıllarında:
- Kayseri Uçak Fabrikası (1926) → Alman Junkers lisansıyla uçak üretti, ihraç bile etti
- Nuri Demirağ uçakları → Tamamen yerli tasarım, seri üretime çok yakındı
- Devrim Otomobili (1961) → 129 günde üretildi, teknik olarak çalışıyordu
- Gölcük tersaneleri, şeker fabrikaları, demir-çelik → Hepsi planlı sanayileşmenin parçasıydı
Yani mesele biz yapamazdık değil. Yaptık.
Peki ne oldu?
- Siyasi istikrarsızlık ve yön değişimi
Her iktidar bir öncekinin projesini ya durdurdu ya çöpe attı. Çinde devlet devamlılığı var, bizde iktidar devamlılığı yok. - Dışa bağımlı kalkınma tercihi
1950lerden sonra Türkiyeye şu model biçildi:
Sen üretme, biz satarız.
Marshall yardımlarıyla tarım ve ithalat teşvik edildi, sanayi geri plana atıldı.
- Yerliyi koruyamama
Çin yerli üreticisini gümrükle, teşvikle, yasayla korudu.
Türkiye yerli girişimi rekabete erken attı, ezildi. - Rantın sanayiden daha cazip hale gelmesi
Fabrika kurmak 10 yıl ister, arsa 1 yılda para kazandırır.
Bu zihniyet değişmediği sürece sanayi gelişmez. - Beyin gücünün yönsüz kalması
Mühendis vardı, akıl vardı ama arkasında süreklilik yoktu. Çin mühendisini fabrikaya soktu, biz masaya gömdük.
Şu çok net:
Türkiye, Çinden daha erken sanayileşme kıvılcımı yaktı ama söndürdü.
Çin ise geç başladı ama asla vazgeçmedi.
Bugün farkı yaratan şey teknoloji değil, para değil;
ısrar, disiplin ve devlet aklı. Umarım açıklayıcı olmuştur.