Hesna adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Evet, orası pek kayda değer değil. Sizin tatiliniz kaç gün sürdü ve fiyatsal olarak nasıl bir bütçe harcadınız ? Konuya katkınız için teşekkür ederim.
Madem öyle biraz hem yaşadıklarımı hem duygularımı paylaşayım kısaca.

2 hafta oradaydık. Osaka merkezliydi. Kyoto - Nara - Kobe ve civar şehirlere gezdik. Daha çok içsel bi yolculuktu. Eğlenceden çok az uzak. Tapınak ziyaretleri, oradaki insanların yaşayış biçimi, neden saygılı ve düzenli bir toplum oluşunu inceledim şahsen.

Herkes fotoğraflar videolar çekerken ben onları izliyordum.

Çok yardımseveler. Hiç yolumuzu kaybetmedik ama birinin bize yol göstermek için bizimle 2-3 istasyon gelen birini görünce çok şaşırmıştım. Bu bizim toplumumuzda olmayan bir şey. Hani birine yol sorarsın sonra yoluna devam edersin ya. Heh. Onlar etmedi.
Ülke resmen demiryolu ağı ile hareket ediyor. Bu bir gerçek ama verilen sürede ve saniyesinde gecikmesiz gelmesi çok enteresandı. Tek sorun biriyle konuşmaktı benim için. Denk geldiklerimin ingilizce seviyesi çok iyi değildi. Mecbur çeviri ile anlaştık hep.

Bir kadın bir erkeğin yanına çok rahat oturabilir. Buna da çok şaşırmıştım. Dahası kimse bir diğerini rahatsız etmemek konusunda çok duyarlıydı.

Hani çok absürt şeyler var bize göre. Mesela Kobe Animal Kingdom'dan bir ürün aldık. Hediyelik eşya. Biri kalemdi. Ve bu kalemi yazıyor mu yazmıyor mu diye kontrol bile ettiler. Bu bir kurşun kalem. Tükenmez de değil.

Bir diğer hatırladığım şey. Otoparkda araçların çıktığı noktada 2 tane görevlinin olması. Yayalar için oradalar. Yani en ufak görünen bir şey bir çalışma ya da adına ne dersek diyelim güvenlik için orada hep biri vardı. Bu gerçekten çok enteresandı.

Herkes zayıf. Yani sumocuları saymazsak ve hepsi bisiklete binmeyi ya da yürümeyi çok seviyorlar. Polis memurları bile bisiklet kullanabiliyordu.

Şehir o kadar güvenliydi ki. Sizi koruyoruz, arkanızdayız, güvenlik kameraları merkezden izleniyor gibi kocaman tabelalar vardı.

İnsanlar birbirine o kadar güveniyordu ki adam iş çıkışı dükkanını kapatıyor çok yavaş kapanan otomatik kepenkin düğmesine basıp gidiyor. O gittikten bir süre sonra tamamen kapanıyor. Başında beklemiyor yani. Bu da çok değerliydi benim için. Çünkü çok işlek bi cadde. Bir sürü insan geçiyor o sırada.

Daha garibi şehirde su 120 yen havalimanında 120 yen. Hiç bir fark yoktu. Takside aynı şekilde. Biz kapımızı kendimiz açarız. 40 yaşlarında Japon taksi şöförü kapımı açınca utanmıştım. Bekleyin ben açacağım diyor ingilizce dilinde. Valizleri falanda siz dokunmayın desede biz dokunduk valla kusura bakmasın.


Fiyata gelince. Aslında benim cebimden pek para çıkmadı açıkçası. Sponsor sağolsun. Geçmişte bana verilen bi sözdü Japonya. Ben çoktan unuttum ama birileri unutmamış. İyiki de unutmamış. Gelecek sefere tekrar gitmek nasip olur inşallah.