EDİT: Konuyu açar açmaz, 15 saniye de bu konuyu nasıl buldunuz, bu kadar uzun yazıyı ne ara okudunuz da ne ara gereksiz yorumlar yapıyorsunuz. Sorun yok cehaletinde bir işareti olacak elbet. Daha bu konuda fikrimi bile fazla beyan etmediğimi, sadece kaynaklar vermeye çalışarak yapıcı bir tutum sergilediğimi anlamayacak kara cahiller var. Sorsan demokrasi var bunlardan da demokratı yok memlekette ))))

Öncelikle amacım kutuplaşmak değildir. Şehit ise sadece birilerin şehidi değildir. Şehit şehittir Hepimizin şehididir. devrim şehidi diye ayrıştırmak bile artık birilerinin nasıl bir zihniyete sahip olduğunu gösterir.
Gerek forumda ve gerekse medyada olaydan bugüne kadar bilinçli veya birçoğu bilinçsiz bir kara propaganda yürütülüyor.

Propaganda adı: İslam düşmanlığı (din düşmanlığı demiyorum çünkü çoğu hristiyan ve yahudilere bayılırlar.)
Birçok arkadaşımız da maalesef sadece o zamanın medyasında köpürtülen yalanlara bilmeden alet oluyor o yüzden tenzih ediyorum onları. Olay baştan sona şüpheli ve saçma bir durum iken "Dinciler" diye çirkin bir saldırı yapılıyor. Bu forumda bile sapık, hırsız, arsız, birçok insan çıkabilir. Bunun için r10 ailesini aynı ithamla suçlamak cahillik olmaz mıydı?
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Şimdi gelelim menemen olayları gerçeğine...
Evet, dönemin subaylarından Kubilay (mekanı cennet olsun) şehit edildi.
Lakin şüphe 1: O dönem en ufak şeyde idam dahil ağır cezalar verilirken şeriat diye ayaklanan topluluğun üzerine gönderilen askere hangi akılla kurusıkı veriliyor?

Olayı gerçekleştiren 1 numaralı sütçü mehmet, devletin resmi organlarında şarapçı, ayyaş mehmet diye tanımlanıyor. meczup olduğuna ve parayla farklı işler yapacak kişi olarak tanımlanıyor. Gazeteler nasıl şeriatçı diyebiliyor? (Kaynak: TBMMZC, Devre 3, Cilt 25, 1931:75)

5 şüpheli olaydan çok kısa bir süre önce göre aynı anda sakal bırakıyor. Neden bir anda hidayete mi ermişler?
Diğer şüphe bu kişilerin aileleri kayıp ilanı veriyorlar. Ancak kişiler bir baraka yapmış esrar çekiyorlar.
Hiç namaz kılmayan, oruç tutmayan, Atatürk'ün iktidarda olduğu dönemin istihbarat ve kolluk raporlarında ayyaş diye geçen bu kişiler bir anda camiye gidiyorlar ve namaz kılıp cemaate seslenerek sütçü mehmet mehdi ilan ediliyor. (Ki islamiyete göre bunun yapılması kişiyi dinden çıkarır. Yani olayı gerçekleştiren İslamiyete göre de kafirdir)

Camide halktan tepki görüyorlar ancak katılanlarda oluyor çünkü ölümle tehdit ediliyorlar. Ortalığı karıştırıyorlar. Olaya müdahale etmek için gelen yüzbaşı, o dönem en ufak şeyde vur yetkisi varken gelen Yüzbaşı Fahri gelmişken sözlü müdahalenin ilerisine gitmiyor. Sütçü mehmet yüzbaşını kovuyor başına iş alma diyor ve koskoca yüzbaşı çekip gidiyor (kırsalda yaşayanlar bilir şundan 15 yıl önce bile jandarma uzmanlar bile kraldı halk çekinirdi.) Ne gariptir ki koskoca yüzbaşının çözemediği iş Kubilay'ın görevli olduğu alaya havale ediliyor. Yüzbaşı çözememiş onun yerine asteğmen gönderilmiş Asteğmenin (Kubilay'ın silahı yok! Verilmiyor) Üstelik Fahri Bey'den önce olaya müdahale için gelen 4-5 silahlı askeri de yüzbaşı geri çekiyor.
Yüzbaşı Fahri Bey, olaydaki bu hatalı davranış ve kararları nedeniyle, önce Sıkıyönetim Amiri Fahrettin Paşa tarafından şahsen sorgulanmış, görevden alınmış ve tutuklanmıştır.!

Ayyaş mehmet bana kurşun işlemez der, çünkü askere kurusıkı verildiğini biliyorlar çünkü plan önceden yapılmış. Kubilayı bıçakla yaralar bu durumda askerin ateş açması kesindir. Ama bu ayyaş mehmet buna rağmen sıkın bana kurşun işlemez der çünkü kurusıkı olduğunu demek ki önceden biliyordur. Ancak Kubilay'ın emrine verilen askerler kaçıyor. İddiaya göre ateş ediyorlar ancak kurusıkı olduğunu veya ayyaş mehmedin dediği gibi kurşun işlemediğini zannederek kaçıyorlar. (Kaynak: TBMMZC, Devre 3, Cilt 25, 1931: 76).

Divan-ı Harp Mahkemesi tarafından olayı planladıkları ve olay sırasına alkış tutan Terzi Talat ile Kahya Ahmet oğlu İsmail’in idamları Adalet komisyonu tarafından kaldırılıyor ve 2 yıl hapse çevriliyor. ANcak ne ilginçtir ki sadece olaya alkış tuttular diye ki bunda bir kesinlik olmamasına rağmen kalabalık daha sonra taranıyor. Silah zoruyla ayyaş mehmete ip veren bakkal dahil idam ediliyor. Yani aynı suçtan hatta alkış tuttu diye kaç kişinin idamı infaz edilirken, iki kişinin idamı kaldırılıyor. Ama bakkal silah zoruyla ip verdi diye asılıyor. Ne yaman çelişki değil mi?

Ayyaş mehmet ve arkadaşları öldürülürken, "Hani bize para verecektiniz niye öldürüyosunuz" sözleri.
Yüzbaşı Fahri'nin karakolundan bir onbaşı olayı görür ve gerçek silahla olaya karışanlara ateş açar ama Yüzbaşı kapat camları bu olay bizim bildiğimiz iş değil der.! (Onbaşı Ali'nin ifadesi)
Sonra başka birlik gönderilir ve Menemen'de halk taranır.
Dönemin gazetesi gece basılıp ertesi güne servis edilirken, normalde gazeteler bu olayları 26 aralıkta vermesi gerekirken ne hikmetse 25 aralık basımında yer alabiliyor.
---------------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün başta olduğu raporlarda meczup mehmet bir bağ evinde yasaklı madde içip sızmış halde bulundu diye geçerken, ne hikmetse medyada dinci mehmet zikir çekerken bulundu diye servis edilir. (Olaydan önce kayıp ilanı verildikten sonra) (Atatürk'ü suçlamıyorum kimse atlamasın sadece iktidarda bahsettikleri gibi dinci(!) biri varda bu raporlar yalan diyecek kişiler için özellikle geçiriyorum. Ülkemizin kurucusudur.)

Maalesef ki ülkemizde böyle bir cehalet var. Bir cenahtan biri suç işleyince o topluluğu komple suçlamak cehalettir. Bir imam sapıklık yapınca imamlar böyle, Sol bir partiden biri sapıklık sapınca işte bu solcular böyle. Ateist yapınca işte ateistler böyle demek gerçekten cahilliktir.
Bulunduğumuz şehirde kaç tane sapık, hırsız vs vardır. Şimdi bu mantıkla o şehirde yaşayanlara aynı ithamı yapmak doğru mudur? Dinci yobazlar yapmışmış.
Kimse kızmasın gerçekler bunlar kimseye karşı kutuplaşmam yoktur.
Bu ayyaş mehmet ne kadar kansız ise, şehidimize kurusıkı silah verenlerde kansızdır. Tarihimiz maalesef çok karanlık. İşin siyasi yönü de var malum partinin iktidardan inmesinin engellenmesi için bu olayın yapıldığına dair şüphelerde şüphe olmaktan çıkmış aslında ama forumda siyaset yapılması doğru olmadığından yazmayayım.
Sadece şu kadarını diyeyim... O dönem zorla kapatılan muhalif Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın Menemen'de yükselişe geçmesinin bu olayda bir etkisi olmuş mudur acaba? Zira bu olay muhalif Serbest Cumhuriyet Fırkası ile ilişkilendirilmiş, bu olayla birlikte Türkiye'nin çok partili sisteme geçiş için henüz uygun olmadığına dair inanç artmıştır.
Otoritelere göre ise Bu olaylar sonrasında Türkiye'nin çok partili sisteme geçmesi bir 15 yıl daha ertelenmiştir.

Tüm kaynakları tek tek yazmadım. Ancak MSB kaynaklarından orijinal bilgileri de ayrıca edinebilirsiniz. Yine tekrar edeyim TBMM kayıtları falan dönemin kayıtlarıdır. Yani bazılarının tabiri ile Dinci (!) bir iktidar gelip eklememiş yalan yanlış oraya koymamıştır.
Sadece kaynaklara bağlı kalarak bir bilgi vermek istedim. Şüphelere değindim. Kimse kimseyle aynı düşünmek, bir konuyu aynı yorumlamak zorunda değildir.
Birbirimize düşmanda değiliz. Ancak konunun altında herhangi bir grup veya şahsım için hakaret, tehdit vb olursa hiç uğraşmayıp SAVCILIK makamlarında halledeceğimin bilinmesini de isterim. Saygı çerçevesinde yorumlarınızı yazabilirsiniz. Tahammülsüz insan çok. Kimse hakaret yemek için konu açmıyor kimsenin de yanına kalmaz.