Selam dostlar.
Bugün sizlerle uzun zamandır kafamın içinde dönüp duran bir düşünceyi paylaşmak istiyorum. Ara sıra hepimizin aklına gelen ama çoğu zaman üstünü örtüp geçtiğimiz o soruyu
Araştırdım, düşündüm, kendimi gözlemledim ve sonunda şuna vardım: Aslında biz, olmak istediğimiz kişiyiz.
Şimdi Bu da nereden çıktı? ya da Daha 2 günlük üye ne anlatıyorr diyenler olabilir. Haklısınız. O yüzden hemen konuya geçmeden önce size küçük ama rahatsız edici bir soru sorayım:
Şu an gerçekten olmak istediğiniz kişi misiniz?
Bir an durun. Cevabı hemen vermeyin.
Şimdi gelin birlikte düşünelim. İnsan beyni
Bugüne kadar sürekli evrilmiş, değişmiş, kendini güncellemiş bir organ. Vücudun kontrol merkezi, işlemcisi, her şeyin başı. Bunu en basit örnekle anlatayım: Bir yazılım düşünün.
Ön yüz ne kadar güzel olursa olsun, arka tarafta yazılan kod bozuksa sistem düzgün çalışmaz. Yapay zekâya ne komut verirseniz, size onu üretir. Yanlış prompt → yanlış sonuç. Doğru prompt → doğru çıktı.
İşte beyin de aynen böyle çalışıyor.
Şimdi size başka bir soru:
Diyelim ki bu gece uyudunuz ve yarın sabah yeniden doğdunuz. Ama bir fark var
Şu ana kadar yaşadığınız her şeyi biliyorsunuz. Yaptığınız hataları, kaçırdığınız fırsatları, yanlış insanları, yanlış kararları
Farkındalığınız artmış, tecrübeniz var. Yani dünyaya şuanki tecrüben ile tekrar gelseniz ne derdiniz? Parayı şöyle yönetirdim. Şu insanlara bu kadar değer vermezdim. Şu korkunun arkasına saklanmazdım. Şöyle biri olurdum. Peki şimdi asıl soru geliyor: Madem biliyorsun
neden yarınmış gibi yaşamıyorsun? Neden aynı hataları yapıyorsun? Neden aynı döngülerin içindesin? Neden keşke dediklerini bugünden başlatmıyorsun? Cevap acı ama gerçek: Çünkü gözün kör. Hayatın akışına kapılmış gidiyorsun. Durup kendine dışarıdan bakmıyorsun. Kendini 3. bir gözle izlemiyorsun. Sebepsonuç ilişkisini kurmuyorsun. Eminim bu forumdaki herkes çok zeki. Projeyi yönettikleri gibi, bir işi yönettikleri gibi kendilerini yönetemiyor. Farkında olmak gerekiyor.
Şimdi tekrar başa dönelim. Beynimizi kodlayabileceğimizi söylemiştim. Şunu dene: Her gün aynaya bakıyorsun. Kendine sadece 3 cümle söylüyorsun. Olmak istediğin kişiyle ilgili. Disiplinliyim. Kendime güveniyorum. Harekete geçiyorum. Bunu dalga geçer gibi değil, gerçekten inanarak yapıyorsun. Bir gün, iki gün, üç gün
Bir hafta sonra fark ediyorsun ki davranışların değişmeye başlamış. Nasıl mı? Nasıl kötü arkadaş çevresi insanı fark etmeden aşağı çekiyorsa, doğru düşünceler de seni yukarı çekiyor. Beyin tekrar eden şeye inanır. Beyin duyduğunu gerçek sanar. Beyin ona verdiğin komutları uygular. O yüzden diyorum ki: Beyninizi yeniden kodlayın. Yeni cümleler yazın. Yeni promptlar oluşturun. Ve en önemlisi
Kendinizi yukarıdan izleyin. Bir film izler gibi. Şu an neden böyle davrandım? "olmak istediğim kişi böyle davranır mıydı? Bunun sonucu ne olacak? Ben gerçekten bu kişi olmak istiyor muyum?
Son olarak şunu söyleyeyim: Biz bir gün birdenbire değişmiyoruz. Ama her gün küçük bir adım atarsak, bir bakmışız olmak istediğimiz kişiye dönüşmüşüz dönüşmek zorundayız çünkü hayatın matematiği bu! Ve işin en garip tarafı şu: Aslında o kişi hep içimizdeydi. Sadece fark etmemizi bekliyordu. Sağlıcakla