Bugün 35 yaşıma girdim.
Bugün benim doğum günüm.
Bu hayata 1-0 yenik başladığımı söyleyenler oldu; doğuştan ortopedik engelliyim. Ama yıllar bana şunu öğretti: Hayat skoru başta yazmıyor, mücadeleyle yazılıyor. Düştüm, kalktım, yoruldum… ama hiçbir zaman vazgeçmedim. Çünkü vazgeçmek bana yakışmadı.
Zorluklarla savaşırken en ağır sınavlarımdan birini yaşadım: İki kardeşimi kaybettim. Acı, insanın içine sessizce yerleşiyor; zaman geçiyor ama eksilttiği yerler hep orada kalıyor. Onları kalbimde taşıyarak yürümeyi öğrendim. Her adımda biraz hüzün, biraz da onlardan kalan güç var.
Hayat sadece kayıplardan ibaret değil. Beş yıldır evliyim. Yanımda dimdik duran, yükümü hafifleten bir yol arkadaşım var. Ve iki yaşında bir kızım… Gülüşüyle dünyayı susturan, varlığıyla bana her gün yeniden “iyi ki” dedirten canım kızım. Onun gözlerine baktığımda, yaşadığım her şeyin bir anlamı olduğunu daha iyi anlıyorum.
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum:
Eksik sandıklarım beni ben yaptı, acılar beni büyüttü, sevgi beni ayakta tuttu.
“İnsanı güçlü yapan kazandıkları değil, kaybettiklerine rağmen yürüyebilmesidir.”
35 yaşıma girerken kendime bir sözüm var:
Daha çok şükredeceğim, daha az şikâyet edeceğim.
Daha çok seveceğim, daha cesur yaşayacağım.
Kızım için, ailem için, kendim için…
İyi ki doğdum.
İyi ki vazgeçmedim.
İyi ki hâlâ buradayım.