Firmaların asıl görevi verileri korumak ama işin sonunda onların da birer ticari işletme olduğu gerçeği hep görmezden geliniyor. Maliyetler yükselince fiyatlar artıyor, bu da doğal olarak kullanıcı tarafında tepki yaratıyor. Tepki gelince firmalar genelde iş işten geçtikten sonra “tam kapsamlı yedekleme”, “ek güvenlik önlemleri” gibi söylemlere sarılıyor. Ama bu sefer de ortaya çıkan maliyeti müşteriye düzgün ve sürdürülebilir bir şekilde anlatıp yansıtamıyorlar. Buradan sonra hedef, sağlam bir sistem kurmak olmaktan çıkıyor; hizmeti bir şekilde ayakta tutmaya dönüşüyor. Plansız çözümler, geçici önlemler, günü kurtarma çabaları derken işler iyice birbirine giriyor. Sonunda herkes kendince haklı ama sorumluluk alma noktasına gelindiğinde ortada kimse yok. En kurumsal görünen firmadan en sıradanına kadar mantık değişmiyor. Refleksler aynı, sonuçlar aynı. Bir olay yaşanıyor, biraz gürültü kopuyor, sonra unutulup gidiyor. Ne kullanıcı gerçekten ders çıkarıyor ne de firmalar. Sürekli aynı döngü dönüp duruyor ve mesele tek bir hatadan çok, yerleşmiş bir anlayış sorununa dönüşüyor.