birine ya borç vermeyeceksin ya da veriyorsan o paranın geri gelmeyeceğini peşinen kabul ederek vereceksin. her borç bir düşman kazandırma potansiyeline sahip. bir de kendi paranın dilencisi olmak diye bir şey var. sen bir de üzerine olmayan parayı borç vermişsin kredi çekmişsin. 50 bin lira için sana bir şey yapmazlar biraz taciz ederler, en kötü icraya falan düşersin üç beş eşyanı alırlar. ama günün sonunda hayatın boyunca kulağına küpe olacak 50-70 bin liralık ders almış olursun.

ben bir arkadaşa borç istediği sırada TL olarak değil de altın vereyim, geri altın ver dediğimde "bana güvenmiyor musun" demişti. Ben de aşk başka iş başka dedim. Sonra altını verdim, vermese de olur diye kabul etmiştim kafamdan öyle çok yüksek bir şey değildi. Sonra öğrendim ki altın borç vermek de saçma. Çünkü sen zaten artacak diye altın tutuyorsun ve borcu da altın veriyorsun. Ama karşıdaki de "belki düşer" diyerek süründürüyor. En son 2x yaptığında anladı düşmeyip daha da artacağını öyle verdi.

Sözün özü, borç morç vermeyin kimseye. Herkes aynı hayatı yaşıyor. Hepimiz aynı ülke şartlarında aynı ekonomik sorunlarla mücadele ediyoruz. 500 bin geliri olan adamın gideri de 500 - 750 bin düzeyinde. 50 bin maaşı olan 100 bin maaşı olana "senin tuzun kuru" diyor. Halbuki herkesin dağına göre kar yağıyor. O yüzden madem herkes tek başına mücadele veriyor, borç morç vermeyin. Kendisi mücadele etsin. Can ciğersindir, o zaman 50 binin lafı olmaz.