Ben mesleğim gereği nice insan tanıdım.
Kravatı pırıl pırıl, ağzı laf yapan ama gözünden hıyanet akanları gördüm.
Omzu düşük, kelamı az ama yüreği dağ gibi adamlara da selam verdim.
Bazısı vardı, tokalaşmazsan sana düşmandı.
Bazısı vardı, düşmanından bile vefa beklerdi.
Ve anladım ki:
İnsanı gerçekten tanımak için biraz da kuyruğuna basmak lazımmış.
Küçük bir haksızlık, minik bir imtihan, ufacık bir kayıp…
İşte o zaman ortaya çıkıyor içimizdeki o saklı canavar.