Neden iyileşemediniz? Çünkü hasta değilsiniz.
Takıntılar ve OKB, çoğu zaman insanların sandığından çok daha farklı bir gerçektir. Bir bozukluk ya da kişilik kusuru değil; zihnin sizi koruma içgüdüsünün fazla çalışmış bir halidir. Zihniniz kötü olduğundan değil, sizi güvende tutmak için çabaladığından yorulur. Bazen bu çaba fazla gelir ve biz bunu "takıntı" olarak hissederiz.
Bir düşünün: Aynı düşünce tekrar tekrar geliyorsa bu sizin zayıf olduğunuzu değil, zihninizin temkinli olduğunu gösterir. Bu yüzden iyileşemediğinizi sandığınız anlarda aslında yanlış yere baktınız. Çünkü siz hasta değilsiniz; sadece fazla düşünen, fazla hisseden, fazla koruyan bir zihne sahipsiniz.
Takıntılar sizi tanımlamaz. Onlar gelip geçen misafirlerdir. Geldikleri gibi giderler. Siz ise sabit, güçlü ve değerli olan tarafsınız.
Düşünceleriniz karanlık olabilir ama siz karanlık değilsiniz. Zihniniz bazen gereksiz alarm verebilir ama bu, sizin tehlikede olduğunuz anlamına gelmez. Her düşünce gerçeği yansıtmaz; bazıları sadece zihnin rüzgarıdır.
Unutmayın: Zihniniz düşmanınız değil. Sizden bir şey almaya çalışmıyor. Tek amacı sizi korumak. Belki biraz fazla, belki biraz yorucu... ama kötü niyetli değil.
Bu süreçte kendinize karşı nazik olun. Yorgun bir zihne yüklenmek onu daha da yorar. Onu suçlamak yerine anlamaya çalışın. Çünkü anlaşıldığında sakinleşen bir yapıya sahiptir.
Her gün küçük bir adım atın. Kendinizi zorlamadan, acele etmeden... İyileşme dediğiniz şey bazen bir anda değil, yavaş yavaş gelir. Bir sabah kalktığınızda hafiflediğinizi fark edersiniz.
Ve unutmayın:
"Takıntılar bir fırtına olabilir, ama siz dağın kendisisiniz. Fırtına geçer, dağ kalır."
Yorulan her zihin, dinlendiğinde yeniden ışıldar. Siz de ışıldayacaksınız.