Türkçeyi kapatıp, tamamen İngilizce-İngilizce olarak hayatına devam etmezsen, hiçbir şekilde öğrenemezsin. İstediğin kadar hocalara git.
İngilizce kelimeyi bilmediğinde, İngilizce-İngilizce sözlükle anlamına bakarsın. Anlamını okurken başka kelimeleri öğrenirsin. Bağımlılık haline gelir. Vocabulary tavan yapar.
Yabancılarla diyalog kurarsın. Hem şehir içi hem internet üzerinden, fluent olmaya odaklanırsın. Tonla hata yap, hiç sorun yok. Düzeltene denk gelirsen, çok iş yapar.
Konuşmaya çekiniyorsan, 1 shot vodka iç. Özgüven sorununa birebir. Türkiye'de az çakır olup anadili İngilizceye bağlamayan biri yoktur.
Hayatındaki her şeyi İngilizceye çevirmye başla. Speaking clubları takip et.
Teacher training yapabilecek seviyede uzman bir öğretmen bul. Minimum 15-20 yıl herkes tarafından parmakla gösterilen bir geçmişi olsun.
Yabancı filmleri basit ve zor ingilizce diye gruplara ayır. Önce alt yazılı, sonra alt yazısız izle. Şarkılar söylemeye çalış. Şarkıları anlamaya çalış. House MD gibi diziler Intermediate seviyesini geçmeden zor olur.
İngilizceyi öğrendiğini, ani olan olaylara istemsizce İngilizce tepki verdiğinde anlarsın. Bir anda kaçar ağzından. Beynin artık İngilizce düşünüyordur. Red Car dediğinde aklında Kırmızı Araba canlanmaz, kırmızı araba görüntüsü gelir.