Uzun süredir kendimde değilim, bir boşluğa bakıyorum. Ne sonumu görüyorum ne başımı öyle umursamaz bir halde bakınıyorum etrafıma.
Olan biten her şeyin bir sorumlusu vardır bu hayatta ben hiç bir şeyi kabul etmiyorum.
İnce bir çizginin üstünde dönüp dolaşıyorum, mutluluk mu, huzursuzluk mu, öfke mi bilmiyorum. Hiç bir duyguyu hissetmiyorum ait değilim hiç bir yere çünkü. Binlerce asır yaşasam yine ben kendim olurum. Benim beynimde ki tüm hücreler bir yana koşuyor.
Hayatın dengelerinin altüst olduğu dönemde bile bir noktada bitiyorum, bir şeylere odaklanıyorum, kafam bir şeylerin üstüne üstüne gidiyor.
Ne aşk meselesi bu nede para meselesi
Sanki binlerce yıldır ekolojik sistemimini tamamlamaya çalışan ama sistemim içinde de bir noktalara ayrılmış bir yapıdayım. Kendimi hissetmiyorum, ne yaşadığımı bilmiyorum
Birileri ağlarken gülmek istiyorum
Birileri gülerken ağlamak istiyorum
Birileri ölürken dönüp gitmek istiyorum
Tarihi baştan yazmak istiyorum
Sonu olmayan yokuşlarda koşmak istiyorum, bir buhran'ın içinde değilim, nitekim korkularımı korkularıyla korkutuyorum.
Dede Korkut masallarından fırlamış gibiyim.
Yalnızım, huzurluyum, mutluyum, evlilik aşamasında kaldım, ne gidebiliyorum ne dönebiliyorum. Teraziye koydum aslında her şeyi ama hepsi aynı oranda dağılıyor..
Yapamıyorum; ben bir şekilde bağlanırsam kopamam.
Ayrılık denilen şeyin benim beynimde kalıcı hasarlar bıraktığını düşünüyorum, çünkü çok acılar insanı güçlü kılarmış. Ben yapamıyorum bu yüzden güçlü kalmamak için.
Evlenmek sorumluluk getiren bir olaydır, benim sorumluluk gibi gayelerim hep farazi şeylerdi. Yaşım başım geçti ama düşünüyorum bu beni değiştirir mi?
Çünkü: yapamıyorum değişmekten de korkuyorum.
İçimde bir merdiven var ve ben sürekli çıkıyorum bitmiyor, nede aşağıya iniyorum öyle duruyorum, oturup izliyorum. Gözlemliyorum sanırım ben buyum sadece seyirciyim..