maalesef, benim bisiklet 26 jant dağ bisikleti. ama ben almadım, bir arkadaşın babası verdi. o sebeple de daha bir değerli benim için. beleş şeyler para verdiklerimden daha çok önem ifade ediyor bana. acayip bir insanım işte boşver.
ama şunu diyebilirim. 26 jant cidden büyük. 1.73 boy için bile büyük. bir tık daha küçük tercih edebilirsin. o düdük kadar küçük jantlılardan demiyorum. bisikletlerin ve motorların bir ölçüsü var. ayağını yere basınca ayağın birazcık parmak ucuna basıyor olacak, pedalı tam aşağıya indirdiğinde bacağın gergin olacak gibi. bunlar bana hiç rahar gelmemiştir. herkesin kendisine göre bir rahat etme pozisyonu var, onu bulmak zor işte... mesela ben gidonu yükselttim. yapacak adam da bulamayınca, aliexpress'yen bir gidon yükseltici almıştım. hatta bilemedğim için üç farklı boy aldım, en uzununu kullandım. bisikletin kitaplarda yazan kullanım şekli benim sırtımı ağrıtır. ben daha dik oturarak kullanmayı seviyorum. hollanda bisikletleri böyle. daha çok koltukta oturur gibi. seleler bi sorun. ben bindim mi saatlerce gidip dolaşan adamım ister elektrikli istyer elektriksiz o öne doğru eğik pozisyon beni kasıyor, kıçımı acıtıyor, yastıklar bağladım, süngerler koydum olmadı. sonunda gidip bulabildiğim en geniş seleyi aldım.
bisiklette şunu söyleyebilirim, evet pahalı ama amortisörlü bir tane al alabiliyorsan. çok ciddi fark yaratıyor. bisiklete lanet edip o işten soğumakla sürekli bisikletle bir yere gitmeyek arasındaki fark kadar. ciddi olay yani. vitesler falan çok birşey ifade etmiyor mana. bana sorarsan pazarlama taktiği. sen de profesyonel bisikletçi değilsin neticede. evet işe yarıyor tabii ama öyle beşyüz tane vitese ihtiyacın yok. üst katımda bir arkadaş oturuyor. parlar bayılıp acayip güzel bir makina ladı, benden kıskanmış olabilir

sürekli bir zincir değiştirme derdinde. zincirler uzuyor. bendeki alet herhalde 30 seneliktir uzadığı falan yok. o bisikletin lastikleri ince, çok ince lastik alma, hem sarsıntı hem de dayanıklılık açısından seni üzer. bir elektirkli hava pompası mutlaka al. bu lastiklerin hepsi hava kaçırıyor, bisikleti lastiği üzerinde bırakmayacaksın, iner, jantı lastiği keser. benim yer müsaiy, bisikleti askıya alıyorum. özel bisiklet ve zincir yağları var. bana sorarsan onlar da pazarlama hilesi. ben kırmızı gres yağı kullanıyordum. sonra kalın motor yağı denedim. elimde ne varsa. evet bende böyle acayip şeyler dolata durabiliyor, neden diye sorma. manyağım ben. sonra tesadüfen silikon tekne gresi buldum. en uzun süre sessiz sedasız giden, sürdüğünde çıkan sesten hah şimdi oldu dedirteni bu oldu. taş toprak çok kirletiyor zinciri, temizleme sıvıları var, ben para vermem öyle şeylere. benzin yada dizel gıcır gıcır yapar. veya wd40.. ama wd40 pahalı.
ayna ve korna önemli. milleti altına ettirecek bir korna al. öyle çın çın falan işe yaramıyor. öküz çok etrafta. mayağın birinin sarsak hareketleri yüzünden üstteki arkadaş düştü mesla orasını burasını çizdi. teker yamuldu falan. dersini vermiş ama sana olan olduktan sonra ne farkeder... evet yayanın bir yapıyor bu salakları basşka bir bisikletli değil. ince tekerle ıslak yollarda çok kaydığnı söylüyor. ben şakır şakır yağmurda hiç kaymadım. o bisikletle 40 kilometre yapar he çıkışta. kask eldiven falan, deli bir arkadaş. 60 70 80 allah ne verdiyse kızılyoprak pendik gider gelir. ben o hızları bilmem. korkarım ben. daha bir sakin ve gezinti admaıyom ben dolayısıyla o hızları istiyorsan pek tecrübem yok.
yeni makinalar hep tüketim üzerine. başka... ha bir de fren olayı var. disk fren ve hidrolik sıvılı fren çok faydalı. bunlar hep ek maliyet, ne kadar uzun süre bu aleti kullanacağına ve hevesinin kaçıp kaçmayacağına bağlı olarak düşün derim. freni falan sonradan takamk pahalı iş. ama mesela bisiklet kitleri motor tekerinde disk frenle geliyor bazen, fren de kite dahil oluyor, onlara ba bakabilirsin.
ben çocukluğumdan beri pinokyo bisiklete falan binerim. ilkokuldan beri. o zamanlar zincir yerinden çıktı mı takardık, kopmazdı ama koparsa tornavida çekiç pence iş görürdü. şimdi sana srekli yeni birşey satmaya çalışıyorlar. ancak o eski bisikleti bana verdiklerinde anladım ki yeni gıcır gıcır birşey almak yerine eski birşey almak daha iyi. hem kendin müdahale edebiliyorsun hem de yeniler kadar eskimiyor. bir de çalınma olayı var, yeni aletler çok insan cezbediyor. ha dersen illa ben parlayan birşey istiyorum, arkadaş yeni sprey boalar o kadar güzel ki balkonda boyasan fabrika çıkışından farklı kalmıyor ki... onu da denedim.
pedal çevirmek yoruyor demişsin ama birincisi sağlıklı. bak bu önemli, seni zinde tutar. ikincisi elektrikli bisikletlerde el gazı varsa pedal çevirmen opsiyonel. ben çevirmiyorum mesela üstüne binip gaza basıyorum o kendisi hızlanıp gidiyor, istersen çeviriyorsun, dik yokuşta motor boğulunca çeviriyorsun ama o kadar. biraz da yorulman lazım bisiklet bu.
bak ne diyecem... ben 56 yaşındayım demiştim. tüm akranlarım koca göbekli höbelek adamlar oldu. bisiklet ve yürüyüş beni onlardan ayırıyor. yine de şekil şemal bozuldu tabii ama erkeklerin özellikle bir yaştan sonra yaşadıkları göbel çevresi yağlanması bende az. bisikletin böyle bir yan getiri var. millet honküre honküre aksırıp tıksırırken sen zinde bir yaşlılık geçireceksin.
neyse... aklıma gelenler bunlar... bisiklet seçmek konusunda pek yetenekli değilim. şimdi lazım olsa ne yaparım.... sahibinden, letgo etraftaki bisikletçiler... ikinci el birşey alırım. yeni bisikletlerin de parasına bakarım ama almam. aradaki farkla da altın alır kenara atarım.
hade görüşürük..