Ülkemizde artık lavabo dahil her yerde siyaset konuşulur oldu. Dini vecibelerinizi yerine getirmek için camiye gittiğinizde bile siyaset konuşulduğunu görüyorsunuz. Siyasetten artık midem bulanıyor. Kim hangi görüşten olursa olsun, ekonomik açıdan kimsenin gerçekten mutlu olmadığını düşünüyorum. Maddi durumu iyi olan, deyim yerindeyse “tuzu kuru” kişiler, tüm meslek gruplarını gördüğü gibi özellikle asgari ücretliler ve emeklilerin durumunuda görmezden geliyor. Devletimiz, düşündüğümüzden çok daha büyük ve her zorluğun üstesinden gelebilecek kapasitededir, bunda kimsenin şüphesi olmasın. Ancak vatandaşların refah seviyesi ve ekonomik özgürlüğü konusunda yürütülen politikalar, son 10 yıldır yeterli değildir. Doğru politikalarla ülkemiz çok kısa zamanda toparlanarak gerek refah seviyesi, gerek ekonomik özgürlük anlamında düzelecektir. Ancak dediğiniz gibi bir seçim şarttır.

Bana göre, şu anda ülkemizin en büyük problemi, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak adlandırılan ve dünyada yalnızca Türkiye tarafından resmî olarak terör örgütü kabul edilen yapıdır. Ülkemizde terörün sona erdiği ve teröristlerin silah bıraktığı izlenimi verilmiş olsa da, gerçekte biten hiçbir şey yoktur. Ülkemiz sınırları içerisinde eylem yapan eli kanlı teröristlerin tamamı, SDG’ye katılmak üzere Suriye topraklarına geçmiştir. Eskiden bu teröristlerin tankı, uçağı veya gemisi yoktu, ancak şimdi, SDG’yi terör örgütü olarak tanımayan ülkelerin desteğiyle bu tür imkânlara sahip olabilecektirdir. SDG’nin ABD tarafından desteklendiğini zaten biliyoruz. Kısacası, sınırlarımızda ciddi bir tehdit bulunmaktadır.

Ülkemizin, en az 5 yıl süreyle, Ümit Özdağ gibi radikal kararlar alabilecek, inatçı, ısrarcı biri tarafından yönetilmesini dilerdim. Daha sonra kimin geleceği çok önemli değil, ancak en az 5 yıl görev yapması gerektiğini düşünüyorum. Veya hiç kimsenin görevine müdahale etmeyeceği bir bakanlıkta yetki ve görev alabilir.